Yüce Natık Nedir?

Karmatîler (Karâmita), Kûfe’deki İsmâilî dâîsi Hamdân b. Eş‘as Karmat’a (ö. 293/906) nisbetle bu adı almışlardır. Karmetiler Yüce Natık olarak adlandırdıkları kişiyi peygamber olarak kabul ederler.. Kıbleyi kabul etmeyen Karmetilerde gusül abdesti yoktur ve ramazan ayında oruç tutmak yerine başka günlerde oruç tutarlar.. Namazları 2 rekattır…

Yüce Natık Nedir?

NÂTIK الناطق Devir esası üzerine kurulan Bâtınî İsmâilî doktrininde yeni devreyi başlatan peygambere verilen ad. Karmatîler (Karâmita), Kûfe’deki İsmâilî dâîsi Hamdân b. Eş‘as Karmat’a (ö. 293/906) nisbetle bu adı almışlardır. Karmetiler Yüce Natık olarak adlandırdıkları kişiyi peygamber olarak kabul ederler.. Kıbleyi kabul etmeyen Karmetilerde gusül abdesti yoktur ve ramazan ayında oruç tutmak yerine başka günlerde oruç tutarlar.. Namazları 2 rekattır…

BÂTINİYYE Nasların zâhirî mânalarını kabul etmeyen, gerçek anlamları ancak Tanrı ile ilişki kurabilen “mâsum imam”ın bilebileceği temel görüşünü savunan aşırı fırkaların ortak adı. İSMÂİLİYYE İsmâil b. Ca‘fer es-Sâdık’a nisbet edilerek varlığını günümüze kadar sürdüren aşırı Şiî mezhebi.

Batınilik, Selçuklu Devleti’nin yaşlanmasına ve hatta çöküşüne neden olan sebeplerden biridir. Dizi, Haşhaşim’in kurucusu Hassan Sabah’ı ve Batıniliğin kurucusu yüce imam yer almaktadır. Şiilikte bu anlamları ancak Tanrı ile ilişki kurabilen Batıni imamlarının bilebileceğine inanılır. Batıni inancında İmam sessizdir ve Batınilerin yüce imamı kendisini gizler.

Adem a.s. İlk peygamber olup, Tanrı İlmine mazhar olduğu için ona Adem-i safi-Allah manasına gelen, (safiyyullah) denilmiştir.

Adem döneminden Son Peygamber olan Hz. Muhammed Mustafa’ya dek çok nebi, Resul ve Peygamber geçmiştir.

Semavi Din Kitabı ile Müjdelenenler 4 peygamber’dir Kur-an da 28 Peygamber Geçmektedir.

Hadisler de ve Dualarımızda 124 bin nebi ve Resulden bahsedilir.

Adem-in Oğlu Şit a.s. dan bir soy ayrılır ve bu soy-a Güruhu Naci soyu denilmektedir.  ve Hz. Muhammed-in ve Ehli-Beyti’nin bu soydan geldiğini kendi hadisinde beyan etmektedir. ve bu deyim Alevi Âşıklarınca da nefeslerinde güruhu-hu Naci soyu beyan edilmektedir.

Âdem a.s. Tanrı’nın tek bir olduğunu halka açıklayamadı, belki halkın azgınlığı belki zaman bakımından henüz yeterince olgunlaşma olmadığı için Hak’tan Emir verilmemişti denilebilir!

Âdem a.s dan sonra çok Nebiler zuhur ettiler ama, Hz. İbrahim Halilullah’a dek Allah’ın Bir olduğu hakkında hiçbir peygamber beyanda bulunmamıştı Ama, onlar Allah’ın Bir olduğunu açıkça beyan da bulunmamışlardı.

Hz. İbrahim peygambere dek tüm peygamberler halkı bilinçlendirmek, onların Tanrı yoluna hizmet etmekte ki, maksadın İnsanın İnsana sevgi, Barış Kardeşlik ve güven duymak olduğunu ve bu yolda asla İnsanı incitmek olamayacağını vurgulamış olmalarına rağmen.

Yinede insanın nefsine yenik düşmesi ve mal mülk edinme sevdası bir zaman sonra çok daha aç gözlülüğe sevk etti ve güçlünün zayıf olanı yok etmek tüm varlığına el koyma talanı başlamış oluyordu.

Hz İbrahim de, Nemrut denilen acımasız ve kendisini Allah diye tanımlayan acımasız bir kral döneminde dünyaya gözlerini açmış ve ilk tek Tanrı İnancını açıklayan Yüce bir Peygamber idi ve 72 suhuf Tanrı emri ile müjdelenmiş idi.

Hakk yoluna Hizmetin Özgürlük, Haksızlığa karşı ezilenin yanında olmak olduğunu beyan eden İbrahim Halilullah bu birliği sağlamak için çok eziyet çekti, Ateşe atıldı Ama O,  Allah-a olan inancını asla yitirmedi.

Yer o zaman ki, adı Harran denile bu günkü Çukurova ve Ayıntap (yani Antep) yaşadığı şehrin adıydı.

Hz. İbrahim henüz çocuk yaşta Allah’ın tekliğine İnanmış ve çevresinde saygın biri olma özelliği aşılamış bir genç, aynı zamanda yardım severliği ile güven duyulan biri olmuştu.

Ve o nedenle dönemin kralı nemrut onu saltanatına zarar verecek bir tehlike olarak görmüştü.

Ve onu ateşe atmış Yüce ALLAH onu O, büyük tehlikeden korumuştu, sonrasında ise Nemrut onu sıcak Arap çölüne sürgün göndermiş ve ondan kurtulma yolunu bulmuş olduğunu düşünmüştü fakat!

Nemrut bir şey unutmuştu: Hz. İbrahim’in Geride bırakmış olduğu özgürlük ve Tanrı bilimi! Hiç sönmeyecekti.

.Nemrut zalimliği ile, Hz. İbrahim Halilullah ise, Uyarıları ile öyle bir uyanış başlattı ki, sonrasında her Zalimin Bir İbrahim peygamberi, her Firavun’un bir Musa’sı, her Callud’un Bir Davut-u, her zalim roma kralının Bir İsa-sı ve Her Ebu Sufyan’a ve Ebu Cehil-e Bir Muhammed ile Halkın uyarıcı ve Özgürlük kaynağı olarak Nebi ve Resuller ile, Natık’a, yani! (konuşan) yarattıklarına kendilerini yönetmeleri için yol gösterici gönderdi.

(.Natık dedik konuşan yaratılmış anlamında ifade ettik.)

“Yüce tanrı” buyurdu: “Ben yer Yüzüne Bir İnsan yaratacağım ona Ruhumdan üflediğimde ve o can bulduğunda sizler onun önünde secde olacaksınız” buyurdu. (Ayet)

Ve Tüm yaratılmışlar secde oldular Biri hariç, o lanetlendi adına İblis veya Şeytan denildi ve Ebediyen lanetli oldu.

Çünkü: bu Yer Yüzüne tanrı tarafından En Şerefli yaratık olarak yaratılan İnsan, aynı zamanda, en aşağılık seviyeye düşebilen çok mu, çok aç gözlü ve alçalabilen birer yaratık ola-biliyordu.

İşte bu sebepledir ki, Hz. Muhammed’in En son Din olan ve dört Semavi Dinin En Ahlaklısı olan din-i İslam-a. (Hatem-ül Enbiya,) yani,

En son Peygamber olarak Vahye-dilen Resul-i Ekrem Hazretlerinin sevgi, barış, Hoş-görü ve şeksiz şüphesiz İnanılan Din-i İslam-ı bakın bu gün ne hallere soktular?

.Hz. Peygamber-in ve Yüce Ehli-Beyt-ine Edilen Zulmü, katliamları, sürgün ve İmha planlarını bu gün yabancı tarihçiler ve hatta Sünni tarihçiler yazmaktadırlar.

.Ama ne hikmetse yazamadıkları veya Birkaç cesur İnsandan Başka İslam-ı ne hale getirdiklerini yazan cesur Âlim ve gerçek Din adamı yok denilecek kadar azdır.

Evvela! Hz, Peygamberimize çocuk yaşta kızlarını eş olarak verdiler ki, kendilerine de, bir yol açmış olsunlar.

.Oysa Ebu-Beykırın kızı hem hasta idi Sara hastası idi ve 17 yaşını geçmesine rağmen Emevi devlet yöneticilerinin işine çocuk olması daha uygun olduğu için 9 yaşındaymış gibi tarih düşüldü.

Çünkü Emevi Sabii Din ve Vahabi Mezhebinde çocuk yaşta kızlarla evlilik vardı ve o gelenek bu günde devam etmektedir, ama adına Müslümanlık diyorlar Vahabi mezhebi diyemiyorlar.

Oysaki Emevi Devlet kurucusu Muaviye Lâini der ki! Ben İslam’ın içine 9 deve yükü hurafe dolu kitap soktum onlar ebediyen bunu aklayamazlar.

Derken, İslam Dinine Ve Elhi-Beyte ne kadar büyük bir kin ile düşman olduğu aşikâr olan Muaviye’yi hala Müslüman zannedip ona Hazret Diyen onun gibi Müslümanlar bile vardır.

Bu gün Gerçek İslam-ı ve Ehli-Beyt-i bilmeden Anlamadan Kur-an ‘ın gerçek anlamını bilmeden ahkâm kesen onca Âlim var ki, onlar karşısında gerçek Âlimler susmakta.

Zira devir onların devri olduğu için, gerçek Ulemayı dinleyen ve ona itibar eden kalmadı.

Kerbela faciasından günümüze dek Ehli-Beyt evladı katledildi, asıldı, sürgün edildi, hakları ellerinden alındı, bu günümüze dek böyle geldi, nasıl olduğu hakkında az da olsa bir fikir sahibi olmak için bakın biz Alevi İslam inancına mensup olanlar ve Ehli-Beyte düşman olanlar hangi evrelerden bu güne nasıl geldik.

Gadir-i hum velayet ve İmamet Makamı’nın Hz. Ali cenabı Mürteza’ya Ayet ile vahiy edilince.

“Ey Resul sana vahiy-edileni tebliğ et yoksa Peygamberlik görevini yapmamış olacaksın” diye bildirilen ayet’ten sonra veda hutbesi adı verilen ve 170 bini aşkın İnsanın dinlediği ve Hz. Aliye Biat edildiği hutbede Hz. Peygamber Bir ayet daha açıklamıştı?

”Ya Muhammed Her Nefis ölümü tadacaktır”. Yani hepiniz fanisiniz ve ölüm hepinizi bulacaktır denilen Kur-an Ayetinde Hz. Peygamber Şunu anlamıştı Tanrı’ya kavuşmakta her-kesten önde idi ve hutbesinde öyle demişti, Kâbe antlaşması bile yapılmıştı bu arada.

Antlaşma beş kişi tarafından yapılmıştı bu beş kişinin üçü ilk üç halife idi ve şöyleydi antlaşma!

Peygamber Muhammed Ölür veya öldürülürse!  Hilafet makamı kesinlikle, beni Haşim oğullarına verilmeyecektir. Diye yazılmış ve imzalanmıştır.

Hz. Muhammed Mekke’den dönüşü sonrasında hastalandığı ve çok ateşli bir hastalık olduğu veya Zehirletildiği tarihi kayıtlarda mevcuttur.

Hz. Resul bu hastalık döneminde bir ordu hazırlattı ve başına komutan olarak Usame’yi tayin etti, tüm kabile Reisleri’nin ve önde gelen ve zengin olanların tümünün katılmasını istemişti.

Sadece Haz. ALİ cenabı Mürteza Medine de kalacaktı, Resulullah-ın hastalığı bu o meşhur anlaşmayı yapanları şüphelendirmişti.

Onlar yani Ebu-Bekir, Ömer, Osman, Mugiyre, Halit bin Velit ve daha niceleri orduya katılmadılar.

Hz. Muhammed’in Son konuşması onları bu savaşa katılmayı engellemeye yetmişti.

Katılmadılar ve Hz. Resulün Hakk ile Hakk olmasından sonra ne oldu?

                  İSLAM DİNİ ÜZERİNE OYNANAN OYUNLAR:

Nice mücadeleden sonra Ömer heyecanla kalkıp Ebu-Bekir-e Biat etti ve

İlaveten şunları söyledi, bu gün sen bu biati kabul et ki, anlaşmamız gereği sıra bizlere gelmelidir. (bahsedilen Kâbe anlaşmasına göre demek istemiş olsa gerek)

Hilafet’ten sonra evvela Gönüllü Biatleri aldılar, ardından zor kullanarak biat aldılar.

Bu zaman zarfında ise Hz. Resulün evinde acı ve gözyaşı vardı, ha eşi dedikleri Ebu-Bekir’in kızı Ayşe ve Ömer’in kızı hafsa, onlar Babalarının yanında olsalar gerek ki, Cenaze Evinde Sadece 16 kişiden bahsedilir.

Bunlar da sayısı belli kişilerdir, oysa Arap geleneğinde çok sevdikleri bir kişi vefat ettiğinde 40 gün yas ilan ederler, bu gün bile bu gelenek var

Demek ki, onlar Hz. Peygamberi hiç sevmediler.

Hz. ALİ ve gerçek sahabeler, Peygamberlerini vasiyeti üzere İkamet ettiği mekânda bir odada defin ettiler.

Tarihler Halife seçiminden sonra Hz. Peygamberin Cenaze ve Defin merasimi Akıllarına gelir. ve yine Hz. Resulün şu sözü de! Benim Cenaze Erkânımda bulunmayan benim Şefaatime nail olamaz.

Tabi bu hadis, Medine de bulunup, hileli ve şer işleri ile uğraşan sözde sahabe görünüp, ardınca hile ve desise ile uğraşanlar içindir.

Biliyoruz Lakin bu gün bu doğruları anlatan gerçek İslam Âlimleri var mı? Var ise de, bize kısmet olurmu? Bu sohbetimizin devamını haftaya anlatmak kaydıyla bu gün bizi dinlediğiniz için Hakk Muhammed ALİ yar ve yardımcınız ola CEM-iniz Kırklar CEM-i ola Aşk ile…