Nasuh Tevbesi Nedir?
NEDİR?

Nasuh Tevbesi Nedir? Nasuh Tövbesi Ne Anlama Gelir?

Ekranların sevilen dizisi Sefirin Kızı 15.bölümünde Nare, Sancar’a “Benim sabrım çok ama o kadar çok değil. Adını bir daha anmayacağıma Nasuh tevbesi olsun mu? olsun” dedi ve Sancar’dan ayrıldı. Dizinin hayranları ise Nasuh tövbesi nedir? Nasuh Tövbesi ne demek? Nasuh Tövbesi anlamı nedir? Nasuh Tevbesi neden edilir? Nasuh tevbesi meali nedir? sorularının yanıtlarını arıyor. İşte Nasuh tövbesi ile ilgili detaylar haberimizde…

Nasuh bir Tevbe imana dair makamların ilki hak yolcuğunun başlangıcı (sevgiliye) ulaşma kapısının anahtarıdır. Lügatte dönmek demek olan Tevbe, ıstılahta ise kabahatten, kabahat olduğu için pişmanlık duyarak vazgeçmektir. Vicdanında meydana gelen çirkinliğinden dolayı değil de bedenine, malına veya şerefine zarar verme gibi herhangi bir korku yahut ümit sebebiyle vazgeçmek Tevbe değildir. Asıl Tevbe yaptığı kabahatin bir menfaatini görse de esasen onun çirkinliğini duyup tiksinerek vazgeçmektir. Burada tövbenin sıfatı olan nasuh ise gafur vaznin de mübalağa maddesindedir. Bu madde kamus sahibinin de besairde beyan ettiği şekilde esasen iki anlama gelir. Birisi halislik ve saflık manasındadır. Nitekim mumu alınmış halis ve temiz demektir.

Diğeri de söküğü dikmek, yırtığı yamamak suretiyle onarıp düzeltmek anlamındadır. Nitekim elbisenin dikişine nesatüs sevb denilir. Bu manaya göre de nasuh çok ıslah edici hiçbir gedik bırakmayacak şekilde eksikleri düzeltip iyi onarıcı demektir. Her iki manada dikkate alındığı zamanda nush iyi niyet ve temiz kalp ile herkesin iyiliğini isteyerek eksiklileri düzeltip ıslah etmek öğüt vermek vaaz ve nasihat etmek manasına gelir ki nasihat o verilen öğüttür.

NASUH TÖVBESİ NEDİR, NE ANLAMA GELİR?

Nasuh Tevbesi; bir kimse bir günahı yapıp, sonra onu gözünün önüne getirip, ölünceye kadar “Ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim, niçin bu günâhı işledim?” diye pişman olup, bir daha öyle bir günaha dönmemesidir. İşte bu tevbe-i nasuh yani bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tevbedir. (Ahmed bin Asım Antâkî)

Tevbe için sadece dil ile istiğfarda bulunmak yeterli değildir. Niyeti ve amelleri de dilini doğrulamalıdır. Tevbe ‘nin en makbul olanı, günahtan kesin dönüş yapılarak, Allah’tan (cc) bağışlanma istenmesidir. Buna “Nasuh tevbesi” denir. (İslam Fıkıh Ansiklopedisi)

Kur’an-ı kerimde mealen, (Allah’a tevbe-i nasuh edin!) buyuruldu. (Tahrim 8)
Nasuh kelimesine 23 mana verilmiştir. Bunlardan en meşhuru günahlara pişman olup, dili ile istigfar etmek ve bir daha işlememeye karar vermektir. Peygamber efendimiz, tevbeden bahsedince, nasuh tevbesinin ne olduğunu soran Hazret-i Muaz bin Cebel’e buyurdu ki:
(Tevbe-i nasuh, işlenen günahtan pişman olmak, Allahü teâlâdan mağfiret dilemek, bir daha öyle bir günah işlememek demektir.)

Nasuh Tövbesi Nasıl Edilir?

Tahrim s. 8: “Ey îmân edenler Allâh’a nasuh (samîmî) bir tevbe ile dönün…”

Nasûh Tevbesiyle ilgili şöyle anlatılır. Kimileri Nasûh tevbesi suça bir daha dönmemek üzere edilen tövbedir, demişlerdir. Bu doğru bir tefsîrdir. Kimileri de demişlerdir ki: Nasuh isminde bir adam varmış; yüzü kadın yüzüymüş, ama erkekmiş, erkekliği de tam yerindeymiş; ne bir hastalığı varmış, ne de erkeklikten kesilmesi. Kadınlar hamamında kesecilik edermiş. Tam otuz yıl bu işte çalışmış. Derken günün birinde, hamamda, Melik’in kızının kulağındaki büyük bir inci küpesi kaybolmuş. “Hamamda düştü, herkesi, burun deliklerine varıncaya dek arayın!” demişler; çavuşlar hamamın kapısını kubbesini tutmuşlar. Adam bir yere sinmiş. Bana da aranma sırası gelecek diye korkudan tir tir titremeye başlamış. Birbiri ardınca yerlere kapanıyor, Allâh (c.c)’ya söz veriyor, bu kez kurtulursam bundan sonra bütün ömrüm boyunca böyle bir iş yapmam, Allâh’ım bundan sonra bir daha kadın keseciliği yapmayacağım, senin affına sığınarak söz veriyorum, şu yükü benim sırtımdan atarsan, bundan böyle Nasûh kulun bir daha bu günahı işlemeyecek, diyormuş. Nasûh, böyle yalvarırken içeriden bir ses gelmiş. Herkesi aradık bir tek Nasûh kaldı onu da arayın. Aklı basından gitmiş, canını başını Allâh (c.c.)’ya ısmarlamış. Tam bu sırada bir ses daha gelmiş, küpe bulundu demişler. Arayanlar bir lâ havle çekip Nasûh hakkında kötü düşünceler güttük, hiç olmazsa gelsin de eliyle Melik’ın kızını ovsun kız da kendisini onun ovmasını istiyor, çağırın Nasûh’u demişler. Nasûh elim bugün çalışmıyor, yolda inme geldi demiş. Peygamber (s.a.v)’in ashâbı (r.a.e) tevbe ederlermiş, sonra tövbelerini bozmazlarmış. Nasûh tevbesi ile tevbe edin diye âyet nazil olmuş ki Nasûh, bu tevbeden sonra otuz yıl daha yaşadığı halde tevbesini bozmadığı gibi biz de tevbemizi bozmayalım.

(Hafızuddin Muhammed b. Muhammed el-Kardari,

İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe (r.a) Menkîbeleri, c.2, s.63)

Nasuh Tövbesi – Tevbe-i Nasuh Nedir?

“Hâlis, samîmî” anlamına gelen bu kelime günümüzde “kesinlikle bozulmaması gereken tövbe” anlamındaki Nasuh tövbesi (Tevbe-i nasuh) olarak bilinmektedir.

Nasuh: Yapılan hatalardan vazgeçmek demektir. Bir daha günah işlememeye azm etmek, murâd etmek ve gayret etmek demektir.
“Nasuh tevbesi” halisen Allah (cc) için, şaibelerden (hata) temiz olarak yapılan tevbe demektir. Nasuh, nasihat kökünden türemedir. Günahtan kalbi bir karartı bırakmayacak şekilde temizleme, hem de günahın kalpte açtığı yarayı tedavi etme, iman ve amelde meydana getirdiği açığı kapama demektir.

Nasuh tevbesi bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tevbe anlamına gelmektedir.

Nasuh Tövbesi Etmek!
Nasuh Tövbesi Etmek!

HZ.MEVLANA ‘DAN NASUH TÖVBESİ

Bir zamanlar, Nasuh adında bir adam vardı. Erkekliğini gizleyerek, kadınlar hamamında tellaklık la geçinirdi. Yüzükadın yüzüne benzerdi. Köse olduğu için tüyleri de yoktu.Fakat şehveti çok güçlüydü.
Nasuh yıllarca tellaklık yaptı, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Çarşaf giyer, yüzüne peçe takardı. Şehvetinin azgınlığından hamamdaki işinden ayrılmazdı.
Padişahların kızlarını bile keseler, yıkardı. Yaptığı işin yanlış olduğunun farkındaydı. Zaman zaman tövbe eder, bu işten ayağını çekmek isterdi. Fakat kâfir nefsinin kadına olan düşkünlüğünden tövbesini tutamazdı.
Bir gün bir Allah dostunun huzuruna vardı. Ona, ”Dualarınızda beni de hatırla” diye yalvardı. Ârif zat onun durumuna vâkıf oldu. Sırrını açığa vurmadı. Tuhaf bir şekilde gülerek içinden, ”Kötü huylu ve kötü yaratılışlı kişi, yaptığın şeyden Allah sana tövbe nasip etsin” diye dua etti.
Nasuh, bir gün hamamda tasla su dökerken, padişahın kızlarından birinin kıymetli bir mücevheri kayboldu. Küpesindeki halkalardan biri olan bu mücevher, çok kıymetliydi. Hamamın kapıları sıkı sıkıya kapatıldı. Hamamdaki kadınlar, bohçaları, elbiseleri aranmaya başlandı. Bütün eşyalar aranmasına rağmen mücevher bulunamadı.
Bunun üzerine üstün körü aramayı bıraktılar, herkesin ağzını, kulağını, bedeninin her yerini aramaya başladılar. Biri, ”Genç, ihtiyar kim varsa anadan doğma soyunsun” diye bağırdı. Padişahın kızının hizmetçileri, değerli mücevheri bulmak için herkesi tek tek sırayla arıyorlardı.
Nasuh korkudan tenha bir yere çekildi. Yüzü sararmıştı. Dudakları titriyordu. Sırrının ortaya çıkması ölümü demekti. Ölüm korkusu her yanını sarmıştı. Kendi kendine, ‘Ey Allahım! Birçok defa tövbe ettim, söz verdim, hepsini bozdum. Tövbemi tutamadım. Eğer beni bu belâdan, rezil olmaktan kurtarırsan, sana söz veriyorum bir daha yapmayacağım” dedi.
Hamamda herkes aranmıştı. Aranma sırası Nasuh’a geldi Hizmetçinin, ”Ey Nasuh! Herkesi aradık. Sıra sende. Buraya gel” demesi üzerine, Nasuh kendinden geçti. Âdeta ruhu bedeninden uçtu. Aklı fikri gitti. Eli ayağı boşaldı. Varlığı boşalınca, Allah’ın yardımı yetişti. Mücevher bulundu diye bir ses geldi.
Nasuh’u aramaktan vazgeçtiler. Mücevher bulunduğu için herkes bayram ederken, sevinç nâraları hamamın kubbesini çınlattı. Nasuh tekrar kendine geldi. Bazıları yanına gelip,”Padişahın kızlarına hepimizden çok yakın olduğun için, en çok senden şüphelendik, zanda bulunduk, hakkını helâl et” dediler. Nasuh, ”Benden helâllik almanıza, özür dilemenize gerek yok.
Çünkü ben dünyada yaşayan insanların en günahkârıyım” dedi.
Sonra Cenâb-ı Hakk’a yönelerek, ”Yâ rabbi! Sana şükürler olsun. Ansızın beni gamdan kurtardın. Vücudumdaki her kılın bir dili olsa da şükretse, yine şükrünü yerine getiremez” diyerek şükrünü ifade etti.
Az sonra bir hizmetçi gelerek Nasuh’a, ”Padişahımızın kızı iltifat buyuruyor, seni çağırıyor. Biliyorsun senden başka bir tellağı, gönlü kabul etmez” dedi.
Nasuh, ”Elimi kaldıracak halim yok. Hasta olduğumu söyle. Koş bir başkasını bul” dedi.
Nasuh kendi kendine, ”Ben bir defa öldüm, tekrar dirildim ve dünyaya yeniden geldim. Gönlümdeki o korku, o acıyı nasıl unuturum? Artık canım tenimden ayrılmadıkça, tövbemi bozmam” dedi.
Hamamdan çıkıp gitti. Bir daha tövbesinden dönmedi.***
Ey insanlar Cenâb-ı Hakk’a Nasuh tövbesiyle tövbe edin (Tahrîm 66/8).
Mevlana

Resulullah (sav) buyurdular ki: “İnsanoğlunun herbiri hatakardır. Ancak hatakarların en hayırlısı tövbekar olandır.”

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd gökleri ve yer örnekleri yokken yaratan yarattığı tüm mahlûkatı bir düzen içine koyan ve kendisine boyun eğdiren tüm noksan sıfatlardan münezzeh ve kemal sıfatlara sahip olan Rahman, Rahim, Tevvab (tevbeleri çokça kabul eden) Allah Azze ve Celle’ye mahsustur.

Salat ve Selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen Mü’minlerin örneği ve önderi kendisine tabi olmadıkça kurtuluşun mümkün olmadığı Hz. Muhammed (sav)’e, Aline, Ashabına ve onları takip eden Mü’minlerin üzerine olsun inşaAllah..

“Ey iman edenler dönülmez bir Tevbe ile Allah Teâlâ’ya Tevbe ediniz, umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerini örter.”(Tahrim 8)

Böyle bir Tevbe nasıl olur? Kabahatlerinden başka bir sebeple değil sırf çirkinlikleri yani Allah’ın rızasına ters düşen bir kabahat oldukları için vicdanında pişmanlık duyarak ve işlemekten dolayı şiddetli üzüntü hissederek ve bir daha çirkinlik yapmamaya azmedip vazgeçmek, nefsini buna alıştırıp hiçbir sebep ve engel karşısında dönmemeye riayet ettiği bir hadiste şöyle denilmiştir. Muaz bin Cebel (r.a.) Hz. Peygamber (sav)’e;

“Ey Allah’ın  Rasulu! Nasuh Tevbe nedir?” Diye sordu

Hz. Peygamberde buyurdu ki; “kulun yapmış olduğu günaha pişmanlık duyup ve Allah’a özrünü arzedip sonrada, sütün memeye geri dönmediği gibi o (günaha) dönmemesidir.”

Hz. Ali(r.a.)’dan şöyle rivayet edilmiştir;

O bir çöl Arap’ının; “Ey Allah’ım Senden beni bağışlamanı diliyor ve sana (günahlarımdan dolayı) Tevbe ediyorum.” Dediğini işitmişti de ona; “Ey adam! Tövbede dil çabukluğu yalancıların tövbesidir. ” demişti. Adam; “O halde Tevbe nedir?” deyince de. Hz. Ali(r.a.) ona şöyle cevap vermişti; “O tövbenin altı özelliği vardır. Geçmiş günahlara pişmanlık duymak, farzları iade etmek, mazlumun hakkını vermek, düşmanlarla helalleşmek bir daha ona dönmemeye azmetmek ve nefsi günah içerisinde büyüttüğün gibi Allah’a itaatte eritmek ve ona günahların tadını tattırdığın gibi itaatin da acısını tattırmaktır.”

Tövbenin kabul edilmesi konusunda Allah(cc) şöyle buyuruyor;

“Ancak Allah’ın kabul etmesini vaad buyurduğu Tevbe edenlerin o kimseler içindir ki bilmeyerek günah işleyip hemen Tevbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah Âlimdir, Hâkimdir.(Her şey bilendir. Hüküm ve Hikmet sahibidir.)”(Nisa Suresi 17)

Allah Teâlâ’nın kesin olarak kabul edilmesini söz verdiği ve taahhüt ettiği; “Tevbe ancak bir cahillikle bilmeyerek günah işleyip de sonra çok geçmeden Tevbe eden günahında ısrar etmeyen kimselere aittir. Yoksa günahları işleyip de nihayet her birine ölüm gelip çattığı zaman ben şimdi Tevbe ettim diyenlere bir de kâfir olarak ölenlere Tevbe yoktur.”(Nisa suresi 18)

Bilerek günah işleyen, çok geçmeden Tevbe etmeyip günah işlemeyi alışkanlık haline getiren ve böyle iken can çekişme haline gelip hayattan ümidini kesmeden önce Tevbe edenlerin tövbelerinin kabul edilmesi kesin değildir. Allah’ın iradesine kalmıştır. Can çekişme durumundan önce henüz hayattan ümitsiz olmadığı halde küfürden Tevbe ile iman etmek gereklidir. Fakat can çekişme halinde hayattan ümit kesme durumunda küfürden Tevbe etmek durumunda küfürden Tevbe etmek ve iman etmek geçerli değildir.

Peygamber (sav) bir hadisinde şöyle buyurmuştur; “Günahlarından Tevbe eden kimse hiç günah işlememiş kimse gibidir.” (İbni Mace 4250)

Hz. Ömer ve Şarap Şişesi Taşıyan Genç

Hz. Ömer(ra) Medine sokaklarında dolaşırken elbisesinin altında şarap şişesi taşıyan bir gençle karşılaştı. Hz. Ömer(ra) gence; “Ey genç! Elbisenin altında ne taşıyorsun?” Diye sordu. Şişenin içinde şarap vardı. Ancak genç şarap var demeye utandı. İçinden şöyle dedi. Ey Allah’ım! Beni Hz. Ömer’in yanında rezil etme, utandırma. Onun yanında benim ayıbımı ört. Ben artık ebediyen şarap içmeyeceğim. Sonra genç şöyle dedi; “Ey Mü’minlerin emiri! Bu taşıdığım şey sirkedir. Hz. Ömer; “onu görmem için bana göster.” dedi. Genç onu ellerinin arasına alarak gösterdi. Gerçekten sirke idi. Allah ondaki samimiyet ve ihlası sebebiyle şarabı sirkeye çevirdi.

Eğer fasit bozuk amellerinden dolayı iflas etmiş olan birisi Nasuh bir Tevbe ile Tevbe ederek günahlarına pişmanlık duyarsa Allah Teâlâ bütün günahlarını sevaba çevirir.

Günahtan pişmanlık duymak tövbedir. Buyrulmuştur. Bu ifade pişmanlığın önemini belirtmek içindir. Çünkü usul ve şartlarına uygun geçerli bir tövbeye yönelmek için önce günahtan pişmanlık duymak gerekir.

Bu duygu meydana gelince kişi günahı bırakır ve o günahı bundan sonra işlememeye karar verir. Böylece Tevbe olmuş olur. Şunu da belirteyim ki işlenen günah kul hakkı ile ilgili ise o hakkı ödemek veya hak sahibiyle helalleşmek başka bir deyimle hak sahibinin suçluyu bağışlaması gerekir. Şayet işlenen günah kaza edilmesi gereken bir ibadet ise tövbenin tamamlanması için o ibadeti kaza etmek gerekir.

Rasulullah şöyle buyurmuştur; “Nefsim elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki eğer günah işleyip Tevbe ediyor olmasaydınız.
Allah sizin yerinize günah işleyen ve Allah’tan İstiğfar edip Allah’ın da onları bağışlayacağı bir kavim getirirdi.(Müslim, Tevbe 11)”

Bunun anlamı şayet nefsimize uyup da günah işlersek Allah’ın tövbeleri kabul edeceğinden şüphe etmemeliyiz demektir.

Nasuh Tövbesi için Dua;

Allah’ım sen benim Rabbimsin senden başka İlah yoktur. Sen beni yarattın. Ben de senin kulunum Gücüm yettiği kadar senin vaadin ve ahdin üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Senin bana verdiğin nimetini itiraf ederim. Beni mağfiret et çünkü günahları ancak sen bağışlarsın Âmin.

Velhamdulillahi Rabbil Âlemin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İşverenin Yeni Trendi LGBT

Pazarlama kampanyalarından, temel şirket değerlerine ve Eşitliğin kamusal desteğinden işe alma ve sağlık hizmetlerine kadar - kurumsal Amerika, gerçek bağlılıklarını gösterdiklerinde LGBTQ...

Kapat