Üzerlik Otu Faydası Nedir? Üzerlik Tohumu Çayı
Üzerlik Tohumu Nedir? Üzerlik Bitkisi Nedir?
0 0
Read Time:3 Minute, 50 Second

Üzerlik tohumu, ismini aldığı üzerlik bitkisinden elde ediliyor, tohumlu meyveleri ile dikkat çeken üzerlik bitkisi çok uzun yıllardır geleneksel/bitkisel bir tedavi olarak kullanılıyor. Peygamber efendimizde bu bitkiyi kullanmıştır. Üzerlik bitkisi 15. yüzyıla ait tıp kitaplarında dahi sıkça rastlandığı söyleniyor.

Üzerlik tohumu çok uzun yıllardır kullanılan şifalı bitkilerden bir tanesidir. Aynı zaman da tek bir tane isme tabi tutulmayan Üzerlik tohumu için nazar otu da denilmektedir. Tarihi oldukça eski yıllara dayanmaktadır. Bu tarz durumlarda oldukça kullanılan bu tohumu evinizde bulundurmanızda fayda vardır.

Sadece bu noktada değil birçok nokta da faydaları bulunmaktadır. Kullanıma başladığınız zaman gün içerisinde doz olarak çok fazla almamaya dikkat edilmesi gerekmektedir. Ev içerisinde ya da işyeri gibi ortamlarda tütsü şeklinde yakarak nazar gibi problemlerden kurtulabilirsiniz.

Ayrıca Mabet Ağacı adı verilen Ginkgo Biloba Çayı da son yıllarda çok fazla tüketilen bitkiler arasında yerini aldı.

Üzerlik Otu Nedir?
Üzerlik Otu Nedir?

Üzerlik Tohumu Nedir?

Otsu bir bitki olan üzerlik tohumunun tarihi M.Ö 400’lü yıllara kadar uzanıyor. İnsan psikolojisine iyi gelen üzerlik tohumu fiziksel rahatsızlıkların alternatif tedavisinde de kullanılmaktadır. Çayı da yapılan bitkinin diğer adı nazar otudur. Nazarlardan koruduğuna ve kötü enerjiyi uzaklaştırdığına inanıldığı için bu ismi almıştır.

Üzerlik Otu Nedir?

Üzerlik otu, antik çağlarda yaygın olarak kullanılan, insanların hem bedensel hem de ruhsal rahatsızlıklarına şifa kaynağı bitkidir. Günümüzde dahi sıklıkla kullanılan üzerlik otu, başta solunum yolu rahatsızlıkları olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde başvurulmaktadır.

Üzerlik tohumu ne işe yarar?

Üzerlik tohumu sindirim sisteminin çok daha sağlıklı çalışmasını sağlar. Hormonların düzenlenmesinde ve hücrelerin yenilenmesinde etkilidir. Tütsü olarak da kullanılan üzerlik tohumu kişinin olumsuz düşüncelerden uzaklaşmasını ve manevi açıdan rahatlamasını sağlar.

Üzerlik Tohumu Faydaları Nelerdir?
Üzerlik Tohumu Faydaları Nelerdir?

Üzerlik Tohumunun Faydaları

  • Üzerlik tohumu, üst solunum yollarına iyi geliyor. Özellikle burun tıkanıklığı konusunda etkili bir bitki olduğu söyleniyor.
  • Antioksidan etkiler gösterdiğinden sadece burun tıkanıklığına iyi gelmekle kalmıyor, grip, nezle gibi hastalıkların da oluşmasını engelliyor, oluşan hastalıkların ise daha kısa sürede iyileşmesine destek oluyor.
  • Bağırsakların sağlıkla çalışmasına destek oluyor, bağırsaklarda oluşan zararlı bakteri, parazit ve kurtların yok olmasına destek oluyor.
  • Hormonların sağlıkla salgılanmasına da destek olan üzerlik tohumu, özellikle regl dönemi düzensiz olanlara öneriliyor. Bu dönemi ağrılı geçirenlerin ağrı ve sancılarını hafiflettiği söyleniyor.
  • Saç ve saç derisini de olumlu yönde etkileyen üzerlik tohumu, saç köklerini güçlendirerek saç dökülmelerinin, kırılmalarını önüne geçiyor.
  • Bu özelliği sayesinde saçların her zamankinden daha gür ve sağlıklı olmasını sağlıyor. Saçların daha hızlı uzamasına da yardımcı olduğu söyleniyor.
  • Depresyon ve stres başta olmak üzere olumsuz ruh hallerine iyi geliyor.
  • Strese bağlı yaşanan baş ağrısı ve uyku problemlerine de bu sayede çözüm oluyor.
  • Üzerlik tohumu çayı düzenli olarak tüketildiğinde hafızayı güçlendirici bir etki de oluşturuyor.
  • Bunların yanında üzerlik tohumunun vücutta oluşan iltihaplanmaların da daha hızlı iyileşmesine yardımcı olduğu biliniyor.

Üzerlik Tohumunun Zararları

Fazla üzerlik tohumu tüketmek duygu durum bozukluğuna yol açabilir. Normalde sakinleştirici ve rahatlatıcı bir etkisi olan bu tohumun bilinçli bir şekilde ve makul bir oranda tüketilmesi gerekiyor.

Kendisine gastrit ve ülser teşhisi konmuş kişilerde mide bulantısına, yanmaya ve mide spazmına yol açabilir.

Doğal bir anti- depresan olarak tanımlanan üzerlik tohumu aşırı tüketildiğinde normalde olduğundan daha fazla uyumanıza neden olabilir.

Yemek yedikten hemen sonra üzerlik tohumu tüketen kişilerde mide ekşimesi ve kusma şikayetleri görülebilir.

Üzerlik tohumunun dumanına fazla maruz kalan kişiler halüsinasyon görebilir. Bu nedenle sadece çok küçük bir parçası tütsü olarak kullanılmalıdır.

Nazar Otu Üzerlik Bitkisinin Kullanımı
Nazar Otu Üzerlik Bitkisinin Kullanımı

Üzerlik tohumu nasıl tüketilmeli?

 1- Çayı yapılabilir: 

Birçok tohum ve bitki gibi üzerlik tohumunun da çayı yapılabiliyor. 2 bardak çay için bir tatlı kaşığı nazar otu yeterlidir. Üzerlik tohumu çayı günde en fazla 3 fincan içilmeli. Bu çayı sık aralıklarla tüketmek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

 2- Hamilelik süresince tüketilmemeli: 

Beslenme uzmanlarına göre hamilelik ve loğusalık süresince üzerlik tohumu tüketilmemeli.

 3- Diğer kullanım türü: 

Dünya genelinde üzerlik tohumunun haricen kullanımı da yaygındır. Bitki bir kasenin içine konularak yakılabilir. Dumanı halk arasında ”nazar” ve ”kem göz” olarak nitelendirilen kötü enerjinin atılmasını sağlar.

Hemen hemen herkesin gerek hane içerisinde gerekse de iş ortamında nazar gibi sıkıntılara maruz kalmaktadır. Bunlardan kurtulmak ve kendinizi fazlasıyla rahatlatmak istiyorsanız eğer tam olarak aradığınız şey Üzerlik tohumu almaktan geçmektedir. Aldığınız ve düzenli olarak kullandığınız takdirde hem bedenen hem de ruhen kendinizi kötü enerjilerden soyutlamış ve daha rahat hissetmiş olacaksınız.

Bu tarz bitkiler genellikle hem kokusu hem de dokusu hem de anlam olarak bakıldığı zaman direkt olarak kendinizi daha dingin ve rahatlamış hissedersiniz. Üzerlik tohumunu paket halinde rahatlıkla alabilirsiniz. Oldukça doğal bir üründür.

Tütsü şeklinde nazardan korunmak amacı ile ev ya da ofis içerisinde yakabilirsiniz. Hem ortama hoş bir koku yayacak hem de kötü enerjileri bulunduğunuz ortamdan dışarıya gönderecektir. Herhangi bir rahatsız edici kokusu yoktur.

 

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?
Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir? Ginkgo Biloba Çayı
0 0
Read Time:3 Minute, 42 Second

Mabet Ağacı Çayı dünyada 150 milyon yıl öncesine kadar yaşadığı sanılan eski bir bitki grubunun tek hayatta kalan üyesi olarak bilinmektedir. 2020 yılı itibari ile ülkemizde bir çok insanın mabet ağacı bitkisine yöneldiği görülmektedir. Çinliler’in eski dönemlerde Ginkgo fıstıklarını yaygın olarak tükettiği ve Ginkgo Biloba çayı içtiği bilinmektedir. Bugün bu yazımızda Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir? ve Ginkgo Çayı nelere iyi gelir? bunları birlikte göreceğiz.

İnsanlık tarihinin çok erken dönemlerinde dahi var olan ağaçların başında gelmesinin yanı sıra uzun dönemler insanlar tarafından yetiştirilmiştir.

Ginkgo Biloba yani başka bir deyişle Mabet Ağacı, dünyadaki en uzun yaşayan ağaç türlerinden biridir. Yaklaşık bin yıl kadar yaşayabilir. Çin, Japonya ve Kore dahil olmak üzere Asya’nın bitki örtüsünde olmasına rağmen, 1730’dan beri Avrupa’da, ABD’de ise 1784’ten beri yetiştirilmiştir.

Daha önce sizlere Mabet Ağacı (Ginkgo Biloba) Hakkında başlıklı yazımızda bu bitki hakkında detaylıca bilgi vermiştir dilerseniz linki tıklayarak tekrar gözden geçirebilirsiniz.

Ginkgo Biloba Çayı, Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?
Ginkgo Biloba Çayı, Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?

 

Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?

  • Mabet ağacı çayı yapımı oldukça basittir çok kolay yapabilirsiniz. İsterseniz poşet çay haline getirilmiş paketlerden de satın alabilirsiniz ama yine de kendiniz demleseniz daha faydalı olacaktır.
  • Ginkgo Biloba çayını demlerken yapmanız gereken tek şey bir bardak kaynayan suya bir tutam mabet ağacı yaprağı atmak ve 5 dakika kadar demlenmesi için beklemek olacaktır.
  • 5 dakika sonra erdiğinde Mabet Ağacı Çayımız Demlenmiş olacaktır, çayınızı süzüp içebilirsiniz.
  • Mabet ağacı çok etkili bir bitki olduğundan sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez içilmesi tavsiye edilmektedir.
  • Mabet ağacı çayının faydalarından yararlanmak için her seferinde taze olarak hazırlamanız en doğrusu olacaktır.
Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?
Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?

Mabet Ağacı Çayının Faydaları Nelerdir?

  • Kan dolaşımını iyileştirir. Böylelikle beyin, gözler, kulaklar ve bacakların daha iyi işlev görmesine yardımcı olur.
  • Kafadaki kan basıncını azaltır ve damarların gevşemesini sağlar. Böylelikle migren ataklarını ve baş ağrılarını hafifletir.
  • Kan pıhtısı oluşumunu azaltarak felç geçirme riskini minimize eder.
  • Basurun iyileşmesini sağlar.
  • Doğal bir güneş koruyucudur.
  • Kulaklardaki çınlama ve gürültü gibi şikayetleri ortadan kaldırır.
  • Saç dökülmesini durdurur.
  • Vücuda enerji verir.
  • Düzenli olarak tüketildiğinde adet öncesi sendromu azaltır. Ayrıca postmenopoz dönemin daha rahat geçmesine yardımcı olur.
  • Sinir sistemi üzerindeki olumlu etkileri sayesinde fibromiyaljiden muzdarip hastaların yaşam kalitesini arttırır.
  • Kan pıhtılaşmasını önler. Yüksek kan basıncı tedavisinde yardımcıdır. Kalp ve damar tıkanıklıklarını açar.
  • Hücre sağlığını koruyarak kansere yakalanma riskini azaltır.
  • Yapılan araştırmalarda düzenli olarak mabet ağacı yaprağı çayı kullanımının cinsel isteksizlik sorununu ortadan kaldırdığı kanıtlanmıştır.
Ginkgo Biloba Çayı Nasıl Demlenir?
Ginkgo Biloba Çayı Nasıl Demlenir?
  • Mabet ağacı cinsel hayat için oldukça faydalı bir bitkidir.
  • Cinsel bölgelere giden kan akışını artırır. Bu sayede ereksiyon sorununa karşı etkilidir.
  • Libidoyu arttırdığı bilinmektedir.
  • Cilt dostu özellikleriyle bilinen mabet ağacı yaprakları günümüzde kozmetik sektörünün en çok tercih ettiği doğal maddedir.
  • Mabet ağacı E vitamini bakımından zengindir. E vitamini cilt sağlığını korumada ciddi bir yere sahiptir.
  • Yara izlerini hızla iyileştirir.
  • Akne ve sivilce sorunlarıyla mücadele eder.
  • Cilt kuruluğunu giderir.
  • Ciltteki ince çizgileri yok ederek cildin erkenden yaşlanmasını önler.
  • Mabet ağacı özü içeriğindeki bileşenler ve asitler ile merkezi sinir sistemini etkileyerek depresyon ile mücadele eder.
  • Stres hormonlarını baskılar.
  • Duygu durum bozukluklarına iyi gelir.
  • Ruh halini iyileştirir; depresyon ve panik atak tedavisine yardımcıdır.
  • Mabet ağacının tohumlarında vücutta iltihaba sebep olan mantar ve bakterileri yok edebilecek maddeler yer alır.
  • Yapılan araştırmalarda mabet ağacın hücreleri serbest radikallerin zararlı etkilerinden koruduğu kanıtlanmıştır.
  • Mabet ağacı yaprakları bu sayede kanser başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın oluşmasına zemin hazırlayan faktörleri ortadan kaldırır.
  • Bağışıklığı güçlendirerek vücudun savunma mekanizmasını destekler.
  • Mabet ağacı yaprakları astım ve bronşit rahatsızlıklarının tedavisine yardımcıdır.
  • Yapılan araştırmalarda, sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kere içilen mabet ağacı yaprağı çayının astım ataklarını hafiflettiği gözlenmiştir.
Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?
Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir?
  • Mabet ağacı yapraklarından yapılan çay düzenli olarak tüketildiğinde bronşları açar.
  • Bu ağaca boşuna beyin ağacı denmiyor!
  • Mabet ağacı beyin fonksiyonlarını iyileştirerek Alzheimer başta olmak üzere hafıza sorunlarına neden olan birçok rahatsızlığa iyi gelir.
  • Yaşa bağlı olarak beyindeki kan akışı azalabilir. Yaşlılarda görülen unutkanlığın en önemli sebebi budur. Mabet ağacı yaprakları beyindeki kan akışını düzenleyerek yaşlılık döneminde görülen unutkanlığı ortadan kaldırır.
  • Odaklanma gücünü artırır. Hiperaktivite ve dikkat eksikliği tedavisine yardımcıdır.
  • Mabet ağacının sadece yaprakları tüketilebilir. Meyvesi ve tohumları kesinlikle tüketilmemelidir.
  • Mabet ağacı özellikleri bakımından benzersiz bir ağaçtır.
  • Mabet ağacının şifalı yapraklarından elde edilen özüt, kapsül ve tablet şeklinde piyasada satılmaktadır. Ayrıca yine bu ağacın yapraklarından elde edilen çay aktar ve marketlerde satışa sunulmaktadır.

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Nimetullahilik Nedir?
Nimetullahilik Nedir?
0 0
Read Time:2 Minute, 25 Second

Nimetullahilik tarikatı, mutasavvıf şairi Ni‘metullāh-ı Velî tarafından kurulmuştur. Kalenderilik ‘in bir kolu olan NÎMETULLÂHÎ tarikatı “Emir Nûr’ed-Dîn Ni’metullah” Suriye’nin Halep şehrinde 1330 yılında sûfi şeyhi Mir Abdullah’nın ailesinde dünyaya gelmiş ve Şafiî fıkıh mektebinin ardıcılı olmuştur.

Yetişkinlik çağına geldiğinde meşhur sufî şeyhi ʿAbd-Allah Yefâ’î’nin önce müridi, daha sonra ise halifesi olmuştur. Hayatının son 25 yılını Kirman Eyaleti’nin Mahan kentinde yaşamış, ve burada 1431 yılında 101 yaşında iken öldü.

Nimetullahilik nedir?

Ni’metullah’îyye, Ni’metallahîlik, ya da Ni’metullahî Tarikâtı (Farsça: نعمت‌اللهی); Emir Nûr’ed-Dîn Ni’metullah bin Mir Abdullah tarafından 14. yüzyılın başlarında temelleri atılan Azerî kökenli bir sufi tarikâtıdır.

Şah Nimetullâh İran’a döndükten sonra Mâverâünnehire geçmiş,  Sebz ve Semerkand ’da  riyazetler  çekerek  oradan  Uıgenc’e ulaşmıştır.  Daha sonra Kirman  havalisine  gelerek  Mahan’da  yer­leşip  bir  zâviye  açarak,  rivayete  göre  yüz  beş  yaşında  ölünceye  ka­dar  orada  yaşamıştır. İşte  Şah Nîmetullah’ın  kurduğu Nîmetullahîlik.  (Nîmetullahiyye)  daha şeyhin  sağlığında  adı  geçen  zaviyeden  kısa  zamanda  et­rafa  yayılmağa  başladı. bu sür’atli  ya­yılışta  tarikatın  gayri  sünnî  bir  mahiyet  arzetmesinin  büyük  payı bulunmaktadır.

Nimetullahilik tarikatı beşinci İmâm Muhammed el-Bakır ile oğlu Cafer-i Sadık soyundan gelen Kadiriye Tarikâtı Sufilerinden ʿAbd-Allah Yefâ’î‘nin hem müridi hem de halifesi olan Sünnî Şah Ni’metullah-i Velî (Nûr’ed-Dîn Kirmanî) tarafından Sünnîlik mezhebi itikâtları esas alınarak kurulmuştur.

Nimetullahilik Nedir?
Nimetullahilik Nedir?

Nitekim tarikatın  kısa  zaman­da  İran’ın  her  tarafına  nüfuz  etmesi  ve  müridlerin  sayısının  yüzbinlerin  üstüne  çıktığına  dair  dedikodular  Timur’u  kuşkulandırmış, bu  kuşkular  Şah  Nîmetullah’ın  isyan  edeceği  merkezindeki  rivâyetlerle  beslenmişti.  Nihayet, bu sebeple Timur’un şeyhi bizzat  ziyarete  gelerek  sorguya  çekmeden  rahat  edemediğini  anlatır,  ki  o  za­manlar  şeyh  yetmiş  yaşlarında  bulunuyordu. Her türlü,  Şerîat’a  muhalif  fikir  ve tavır  ortaya koyanlar,  hattâ ibâhîliğe  sapanlar  bulunmaktaydı. Kaynaklar şeyhin bu konuda yapılan şikâyetlere hiç aldırış etmememiştir.

Her  halde  bu  tarikatın  XIV.  yüzyıldan  itibaren  bir  yandan Orta  Asya  üzerinden  Hindistan’a,  diğer  yandan  da  Azerbaycan üzerinden  Anadolu’ya  sokulmasında  ve  XVII.  yüzyıla  kadar  Osmanlı  topraklarında  tutunmasında,  durmadan  seyahat  eden  mis­yoner  dervişlerin  payı  kadar,  bu  son  derece  serbest  inançlara yer  vermesinin  de  büyük  rolü  olsa  gerektir. Şiî  bir  nitelik  arzeden  Nîmetullahîliğin,  her  tarafa  yayılan  müridler  sayesinde  İran’da  Şiîliğin  güçlenmesine  katkıda  bulunduğu,  Safevî  Devleti’nin  bu  sayede  kurulabildiğini söyleyebiliriz.

Ömer ibn Hattab’ın katledildiği Zilhicce ayının yirmi altıncı gününü karnavalımsı bir bayrama dönüştürerek kutlayan İran Şahı I. İsmail’in Safevîler dönemi İran’ında Şiîliği resmî devlet dini haline getirmesi neticesinde mecburen Şiîliği kabullendiğini ilân etmek ilan etmişlerdir.

Nimetullahilik, Ni’metullah-i Velî’nin oğlu Burhan’ed-Dîn Hâlilullah tarafından 15. yüzyıldan itibarenHindistan’a yayılmaya başlamıştır.

İmâmları olan Mûnis ʿAli Şad Zu al-Riyasetin’in 1953’te vefatı üzerine tarikâtın liderliğiniDr. Javad Nurbakhsh üzerine almıştır. İran İslam Devriminden sonra ise yurtdışına iltica eden İranlılar tarafından Avrupa ve Amerika’ya da yayılma olanağı buldu. 1980 yılında İran’da 50,000 ilâ 350,000 arasında bir taraftar kitlesine sahip olduğu tespit edildi.

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Seyyid Kutbeddin Hayderî Zâveî
Haydarilik Nedir? Haydarîlik Tarikati Hakkında
0 0
Read Time:5 Minute, 42 Second

Haydarîlik tarikâtı; Kutb’ûd-Dîn Haydar tarafından Kalenderîlik ile Yesevîlik tarikâtının Ekberî sufi düşünce tarzı altında harmanlanarak birleştirilmesi ile kurulmuş bir tasavvuf yoludur.

Haydarî dervişlerinin bıyıkları dudaklarını örtmekte, at sineğine benzeyen yüzlerinde sülük gibi uzanan bıyık uçları çenelerine indikten sonra kıvrılarak kulak dibine kadar uzanmaktadır. Başlarında bir tutam saç, kulaklarında kalaydan bir küpe, boyunlarında tavk-ı Haydarî denilen demir halka, ayaklarında zincir vardır.

Yanlarında bir çan asılı olup raksettikleri zaman acayip sesler çıkarır, yarı çıplak dolaşırlar. Haydarîler’in kılık ve kıyafetlerinin yorumunu yapan Vâhidî bunların her birinin simgesel bir değeri olduğunu belirtir.

HAYDARÎLİK

XVII. yüzyılda Seyyid Kutbeddin Hayderî Zâveî tarafından kurulduğu söylenen, çoğu kollarına ve bellerine halkalar ve çıngırdaklar takarak Anadolu ve Rumeli yörelerinde gezici derviş olarak yaşayan, her türlü kayıttan ve dünya bağlarından sıyrılıp aşkı Tanrı’ya ve ölümsüzlüğe ulaşmanın tek yolu olarak gören Melâmiye kolu: Anadolu’ya sâdece Yesevî ocağına bağlı muntazam Türkmen dervişleri değil Horasan melâmetiyesinin ürünleri olan Kalenderîlik, Haydarîlik gibi Sünnî mutasavvıfların şiddetle karşı çıktıkları tarîkatların müntesipleri ile (…) bir iş ve toprak sâhibi olmak için yollara düşmüş tufeylî denebilecek gezginci topluluklar da gelmişti (Rûhi Fığlalı)

«Kalenderiler SuriyeIrak ve Mısır‘da XIII-XV. yüzyıllarda oldukça kalabalık bir topluluk olarak mevcudiyetlerini korumuşlardı. KalenderiyyeCavlakiyye (veya Cevâlika) ve Müvellihe adı altında tanınıyorlardı. Ancak daha Cemalü’d-Din-i Savi’nin ölümünden fazla bir zaman geçmeden, kendi içlerinde parçalanmaya başlayarak Harîriyye, yahut meşhur Türk Şeyhi Kutbu’d-Dîn Haydar’a nisbet edilen Haydariyye gibi birtakım kollara ayrılan Kalenderilik, aşağıda görüleceği gibi, daha sonraki yüzyıllarda da başka şubeler doğuracaktır.» (s. 37)

«Cemalü’d-Dîn-i Savi‘nin, İran gibi, Melametîliğin ve Kalenderîliğin ana vatanı denebilecek bir ülkede doğup yetişmiş olmasına rağmen, tarikatının yerleşmesi için orasını tercih etmemesi dikkat çekiyor. Buna rağmen İran, Kalenderiliğin kaydettiği gelişmeden hiç bir zaman vareste kalmadı. Hatta belki de Kalenderî zümreler içinde en fazla tarikat şeklinde yapılanmalar bu ülkede görüldü. Nitekim, Orta Doğu dahil, Kalenderiliğin İslam dünyasının hemen her tarafına en fazla yayılan, en uzun ömürlü kolları, XIII, XIV. ve XV. yüzyıllar boyunca İran’da ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında, XIII. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya nüfuz eden ve XVII. yüzyıl sonlarına kadar Osmanlı topraklarında varlığını koruyan Haydarîlik, Camilik ve Nimetullahilik’i sayabiliriz.» (ss. 37-38)

Haydari Dervişleri
Haydari Dervişleri

HAYDARÎ – HAYDARİYE – HAYDERÎ – HAYDERİYE

(Hz. Ali’nin lakabı Ḥaydar ve nispet eki -і ve -iyye ile ḥaydarі – ḥaydariyye) Bilhassa dervişler tarafından hırka altına giyilen yakasız, kolsuz, omuz başları 7–8 santimlik bir kulak şeklinde omuzları örten, abâ veya çuhadan hırka: Sokaklar hıncahınç. Kürklü, paltolu (…) hırkalı, haydariyeli, cübbeliler arasında makferlanlı, pardesülü birtakım halk (Ahmet Râsim). Kolsuz olduğu için abdest alınırken sırttan çıkarılmazdı. Derviş kârı olan haydariye halk tarafından da giyilegelmiştir (Reşat E. Koçu). Dolaşır evde ihtiyar vâri / Uzun bir entâri / Yakasız haydariye sırtında (Orhan S. Orhon).

Haydarilik Tarikatı ve Haydariyye

Haydariyye tarikatının kurucusu olarak kabul edilen Kutbüddin Haydar’ın müridleri genellikle rind ve kalendermeşrep kişilerdi. Bu temayüldeki dervişlerin bir kısmı Cemâleddîn-i Sâvî’ye (ö. 630/1232-33) bağlanarak Cevlekıyye diye bilinen tarikatı meydana getirirken aynı meşrepte olup Horasan bölgesinde yaşayan dervişler Haydariyye (Haydariyân) tarikatını oluşturmuşlardır. Kazvin yakınlarındaki Sâve’de doğup Suriye’de faaliyet gösteren Cemâleddîn-i Sâvî ile Kutbüddin Haydar arasında herhangi bir yakınlık bulunmadığı halde yaşama tarzlarının birbirine benzemesi sebebiyle biri Kalenderiyye’nin Haydariyye, diğeri de Cevlekıyye kolunun kurucusu olarak kabul edilmiştir.

Kutbüddin Haydar ve dervişleri hakkında bilgi veren kaynaklar Haydar’ın sakallarını kesip bıyıklarını bıraktığını, Haydarî dervişlerin ise kulaklarına, bileklerine, boyunlarına, ayaklarına, hatta cinsiyet organlarına demir halkalar taktıklarını, bunların yersiz yurtsuz gezginci dervişler olduklarını, yalınayak dolaştıklarını, sırtlarına keçeden yapılmış bir abâ, başlarına keçe külâh giydiklerini bildirir. Bu dervişlerden bazıları daha sonraki dönemlerde esrar gibi uyuşturucu maddeler de kullanmışlardır. Cevlekīler adı da verilen Kalenderler’de çârdarb (saç, sakal, kaş ve bıyıkları tıraş etme) esas olduğu halde Haydarîler bıyıklarını kesmemek suretiyle onlardan ayrılırlardı. Kutbüddin Haydar ve dervişleri, melâmet ehlinde de görülen bazı garip söz ve davranışlarının dışında diğer Sünnî tarikatlara mensup dervişlerden farklı değillerdi.

Haydarîler, kısa zamanda İran’ın diğer bölgeleriyle Türkistan, Hindistan ve Anadolu’ya kadar çok geniş bir alana yayılmışlardı. Nizâmeddin Evliyâ’nın (ö. 725/1325) Fevâʾidü’l-fuʾâd adlı menâkıbnâmesinde o çağda Hindistan’da Haydarî dervişlerin bulunduğu anlatılmaktadır. 929’da (1523) yazdığı Menâkıb-ı Hoca-i Cihân ve Netîce-i Cân adlı eserinin Haydariyye’ye ayırdığı bölümünde, o dönemde Anadolu’da bulunan Haydarî dervişlerini genişçe tasvir eden Vâhidî’nin verdiği bilgiye göre Haydarî dervişlerinin bıyıkları dudaklarını örtmekte, at sineğine benzeyen yüzlerinde sülük gibi uzanan bıyık uçları çenelerine indikten sonra kıvrılarak kulak dibine kadar uzanmaktadır. Başlarında bir tutam saç, kulaklarında kalaydan bir küpe, boyunlarında tavk-ı Haydarî denilen demir halka, ayaklarında zincir vardır.

HAYDARÎ – HAYDARİYE – HAYDERÎ – HAYDERİYE
HAYDARÎ – HAYDARİYE – HAYDERÎ – HAYDERİYE

Yanlarında bir çan asılı olup raksettikleri zaman acayip sesler çıkarır, yarı çıplak dolaşırlar. Haydarîler’in kılık ve kıyafetlerinin yorumunu yapan Vâhidî bunların her birinin simgesel bir değeri olduğunu belirtir. Tecerrüd ehli olduklarını söyleyen Haydarîler’in boyunlarındaki halka Haydar’ın (Hz. Ali veya Kutbüddin Haydar) kulu olduklarına, başlarındaki bir tutam saç, rakibini mağlûp eden bir pehlivan gibi nefislerini yenmiş olduklarına, kulaklarındaki halka (küpe) her söze kulak vermediklerine, ayaklarındaki zincir bâtıl yolda yürümediklerine, cinsiyet organlarına taktıkları halka iffetli olduklarına işarettir.

Açlıkla nefislerini karınca haline getirdiklerini söyleyen Haydarîler yüzü ayna gibi kabul ettikleri için sakallarını tıraş eder, fakat Haydar bıyıklı olduğu için bıyıklarını kesmezler. Yanlarına astıkları küçük çanlar dervişlerin birbirinden uzak düşmemeleri ve aralarındaki irtibatı korumaları içindir. Diğer tarikat mensuplarının namaz kılmalarına, oruç tutmalarına ve evrâd okumalarına karşılık Haydarîler niyazla meşgul olduklarını, cehennem azabı akla gelince de Allah’ın affına ve lutfuna güvendiklerini söylerler.

Haydarîliğin Horasan’da ortaya çıkışından üç asır sonra Vâhidî’nin Anadolu’da gördüğü Haydarîler şüphesiz Haydarîliğin değişime uğramış ve bozulmuş bir şeklini temsil ediyorlardı. Bunların, genellikle köylerde ve şehirlerin kenar mahallerinde vakit geçirdikleri, belde belde dolaştıkları, yollarda rastladıkları zengin yolcuları soydukları, bazan öldürdükleri, hatta birtakım sapık ilişkileri âdet edindikleri kaynaklarda kaydedilmekle beraber Haydarîler’le öbür tarikat mensupları arasında çatışmaların çıktığına dair elde bir belge yoktur. Bu da bahsedilen kötü âdetlerin yaygın olmadığını gösterir.

Seyyid Kutbeddin Hayderî Zâveî

Şiîliğin İran’da yaygınlaştığı yıllarda Haydarîler halkın kendilerine iyi gözle bakmadığını ve faaliyetlerinin zorlaştığını görünce Şiîliğe meyletmişler, bu da onların İmam Mûsâ el-Kâzım’ın soyundan gelen Kutbüddin Haydar-ı Tûnî’nin (ö. 830/1426) müridleriyle karıştırılmasına sebep olmuştur. Ancak bu durum sadece İran’daki Haydarîler için söz konusudur. Başta Tebriz olmak üzere İran’ın birçok şehir ve kasabasında Şiî Haydarîler’le Sünnî Ni’metullāhîler arasında Safevîler zamanında başlayan kavgalar ve çekişmeler Kaçarlar’ın son dönemine kadar sürmüştür.

Bu kavgalar, özellikle âşûrâ gününde ve on muharrem gibi Şiîler’ce âyinler düzenlenen günlerde şiddetlenirdi. Safevîler’in genel olarak tarikatlara ve mutasavvıflara karşı olmaları Haydarîler’in takibata uğramasına sebep olmuştur. Şah Abbas günah sayılan kötü işlerle meşgul olduklarını ileri sürüp Haydarîler’in Tebriz’deki tekkesini kapatmıştı.

Haydariyye, Anadolu’da XV. yüzyıldan sonra Şemsîler, Câmîler, Edhemîler ve Rum abdalları gibi kendilerine benzeyen diğer tasavvufî zümrelerle birlikte sosyal hayattan silinmiş, bazı gelenekleri Bektaşîliğin içinde devam etmiştir. Kutbüddin Haydar, sonradan Türbet-i Haydariyye (Türbet-i Haydarî) adını alan Zâve’deki zâviyesinde uzun süre faaliyet gösterdiği halde genellikle vakitlerini seyahatle geçiren Haydarî dervişlerinin zâviye ve hankahları olmamıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Hurufi Hakkında
Hurûfilik Nedir? Hurufiler Kimlerdir?
0 0
Read Time:7 Minute, 9 Second

Hurufilik, harflere olan özel eğilimi dışında, ikinci bir özelliği ile de ilgi çekmektedir, o da “içrekçi” yani “batıni” (ezoterik) oluşudur. Örneğin Orhan Hançerlioğlu’nun “Felsefe Ansiklopedisi”nde Hurufilik, “harflerden dinsel anlamlar çıkaran İran içrekçiliği (ezoterizmi)” olarak tanımlanmaktadır.

Daha önceki yazımızda kalenderi ve kalenderilik hakkında detaylara inmiştik bu Hurufilik’e giriş yapmadan önce isterseniz Kalenderilik ve Kalenderiyye başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Hurufilik, kimi araştırmacılara göre ayrı bir din, kimilerine göre bir mezheptir ya da yalnızca bir tarikattır. Ne var ki tüm araştırmacılar Hurufiliğin harflere olan özel ilgisi üzerinde birleşirler. Zaten bu akımın çeşitli yapıtlardaki tanımları doğrudan Hurufiliğin bu niteliğini vurgulamaktadır.

Britannica’da yer alan tanım da “harf ve rakamların çeşitli yorumlanmaları üzerine kurulu bir inanç dizgesi” biçimindedir. Zaten “huruf” sözcüğü harf sözcüğünün çoğuludur.

Hurufilik Nedir?
Hurufilik Nedir?

Hurûfilik Nedir?

HURÛFÎLİK. Fazlullah-ı Hurûfî’nin (ö. 796/1394) kurup geliştirdiği, harflerin esrarına dayanan bâtınî bir akım. Hurûfîliğin temeli, eski çağlardan gelen ve harflerle sayıların kutsallığını kabul edip bunlara çeşitli sembolik anlamlar yükleyen anlayışa dayanır.

Hurufilik olarak bilinen bu inanç akımını iki temel nitelik altında değerlendirmek gerekmektedir: Ezoterizm ve Harfler. Harflerden dinsel anlamlar çıkaran her inanç akımı Hurufilik ile ilgili olmadığı gibi, ezoterik nitelikli akımların tümü harflerin anlamları ile ilgilenmez. Hurufilik, bir yandan harfler ve harfler ile bağlantılı olarak rakamlarla ilgilenmekte, diğer yandan bunların yardımıyla ve bunlara dayanarak açıklanan, savunulan ezoterik inançları işlemektedir.

Harfler bizi doğrudan yazıya götürmektedir. Harf ve rakamların yorumlanması ve aralarında çeşitli özel ilişkiler kurulması ve böylelikle görünen amaçlarının ötesinde anlamlandırılmaları tüm eski kültürlerde görülen ve neredeyse yazının tarihiyle aynı zamanda başlamış bir uğraştır.

Hurûfiler Kimlerdir?

İ.Ö. 500 yıllarında ortaya çıkan Pythagoras dizgesi, geliştirdiği müzik kuramı ile birlikte ele alınınca ses, dil, sayılar ve harfler aracılığıyla evreni açıklamayı amaçlayan bütüncül bir yapıya ulaşabilmiştir. Kendisinden önce gelen Mısır, İran ve Hint tekniklerini kullandığı sanılan bu dizge, daha sonraki harfçilerin sık sık başvuracağı temel yöntemleri geliştirmiştir.

Bu çabanın ilk örneği Pythagoras’ın öğretiler dizgesinde bulunur. Bu dizge, varoluş sorunlarının felsefi araştırması amacıyla oluşturulmuş bir inanç akımı çerçevesinde geliştirilmiş ve ünlü Pythagoras kuramı da bu dizgenin bir yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Harfçilik ve etkilerinin İslam’da ne zaman ortaya çıktıkları konusu oldukça tartışmalıdır. İslam harfçileri için uygun koşulları, Kur’an’da bazı surelerin başında birbirinden ayrı ve anlamsızmışçasına yer alan ve “Huruf-u Mukatta’a” diye adlandırılan harfler sağlamıştır.

Harfçiliğe tarihsel olarak ikinci örneği oluşturan “Kabbala”, Hurufiliğin amacına pek benzer bir amaç taşımakta, harf ve sayıların gizemini çözerek Tevrat’ı yorumlamayı hedeflemektedir. Kabbala’nın yorumuna göre Tanrı kendisini belirli sayıda nitelik (Sefirot) biçiminde dışsallaştırarak evreni yaratmıştır.

Kabbala’nın yaratılış ile ilgili bu savında yer alan hemen her unsuru, İslam ezoterizminde ve dolayısıyla Hurufilik ve onun etkisi altındaki “Bektaşilik”te benzer biçimde bulmak olanaklıdır.

Yaşar Nuri Öztürk, “Tarihi Boyunca Bektaşilik” adlı kitabında bu konuda şunları belirtmektedir: “Şunu da söyleyelim ki, bu harf kümelerine muhtelif ve çoğu kez esrarlı manalar verme işi, sahabiler devrinde başlamıştır…Hatta Hz. Ali’nin: “Kur’an Fatiha’dan, Fatiha Besmele’den, Besmele Ba harfinden ibarettir. Bense o Ba harfinin altındaki noktayım” sözü çok ünlüdür.”

İslam’da “Kutsal Metinlere” harf düzeyinde yorum getirme çabasının ilk örneği X. yüz yılda Hallac-ı Mansur’da görülür. Mansur, Kur’ana sözcük anlamlarına bakarak “Yorum” getiren (Te’vil) Karmatiler’in bir propogandacısıydı. (Karmatilik, IX. Yüz yılda dinsellikle bağdaştırılmış, sosyo-ekonomik temelli ezoterik bir akımdır.)

Mansur, divanında ve “Kitab al-Tavasin” adlı eserinde harfler ve sayıların “gizli anlamlarına” değinen ilk İslam harfçisidir. Evreni ve Tanrı’yı insanda görmenin bir sonucu olarak ilk kez “Enel-Hakk” diyen Mansur olmuş ve bu sözü nedeniyle 922 yılında idam edilmiştir.

İslam’da harfçiliğin ikinci önemli örneğini Endülüslü düşünür Muhyiddin-i Arabi (1165-1240) oluşturur. Endülüslü Yahudi düşünürlerin ve Kabbalacıların etkisinde kalarak “El-Fütuhat El Mekkiye” adlı yapıtında harfçiliğin bir çok örneğini sergilemiştir.

Yeni sistemin yaygınlaşması egemen çevrelerde rahatsızlıklar yaratır. Timur’un oğullarından Miranşah’ın buyruğu ile Fazlullah tutuklanır ve hapsedilir. 1394 Yılında Alıncak kalesinde öldürülür; cesedi ayaklarına bağlanan bir iple çekilerek ibret olsun diye dolaştırılır. Fazlullah’ın çevresindekiler kovuşturmalara uğrar.

Hurufi önderlerinden Ahmed Lur’un 1427’de Şahruh’a karşı bir suikast eylemine girişmesinden sonra, müritlerden bir çoğu yakalanıp öldürülmüş, hatta cesetleri bile yakılmıştır. 1467’de ise Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah’a karşı bizzat Fazlullah’ın kızının önderliğinde bir ayaklanma hareketi şiddetle bastırtılmış ve isyanın önderi beş yüz kadar taraftarı ile yakalanıp idam edilmiştir.

Bu olaylar üzerine Hurufiliğe bağlı kişiler bir çok ayrı yöne dağılarak, görüş ve inançlarını beraberlerinde götürmüşlerdir.

Hurufiliği bir inanç sistemi olarak kuran kişi Şihabuddin Fazlullah Esterabadi’dir. 1340 Yılında doğan Fazlullah, genç yaşta teoloji ile ilgilenmeye başlamış, on sekiz yaşındayken tasavvufa yönelerek hacca gitmiştir. Dönüşünde Harezm’e gelmiş ve bir süre burada kaldıktan sonra Tebriz’e geçmiştir. Burada etrafına topladığı kişilerle yaptığı dini sohbetler sayesinde büyük saygınlık kazanmıştır.

1386 Yılından başlayarak Isfahan’da kendi sistemini yaymaya başlamış, daha sonra uzun bir süre için bir mağarada inzivaya çekilmiştir. Bu dönemde kendisinin “Mehdi” olduğunu ileri sürmüştür. Çevresinde yedi kişilik bir çekirdek kadro oluşturmuş, bu yedi kişinin çabaları sonucunda yeni inanç hızla yayılmaya başlamıştır. Kısa sürede çeşitli toplumsal kesimlerden kişiler yeni akımın çevresinde toplanmaya başlamıştır.

Fazlullah’ın kendi sistemini yaymaya çalıştığı ortam bu tür akımlar için pek elverişlidir. Bu yöre Mazdeizm ve Karmatilik gibi bir çok ezoterik akıma kaynaklık etmiştir.

Fazlullah, yarısı farsça ve yarısı da Esterabad lehçesi ile yazılmış olan “Cavidan-ı Kabir” adlı bir eser ile adının “İskendername” olması olası bulunan farsça bir manzume kaleme almıştır. Ayrıca “Arşname” ve “Muhabbetname” adlı kitapları da vardır.

Fazlullah hakkında bilgi içeren her kaynak, onun Tanrılığını ilan ettiğini söylemektedir. Ancak bunu nasıl gerçekleştirdiğini belirtmemektedirler. Bu ilan sadece “Enel-Hakk” biçiminde yapılmış olabilir. Aynı yörelerde Hallac-ı Mansur’un oldukça tanındığı dikkate alınırsa, en güçlü olasılık bu ilanın “Enel-Hakk” formülüne dayanmasıdır.

Hurufilik ve Semboller
Hurufilik ve Semboller

Hurufilik Sembolleri

“Bütün harfler ve biçimler, noktanın uzantısı, noktanın türevi olarak görüldüğünden, O’nun maddeler evrenindeki ilk belirlenmesinin nokta olduğuna inanılır. Elif bir noktanın uzantısıdır, başlangıç nokta ile başlar, Elif olur, B ile devam eder ve B’nin altındadır saklı nokta.” (Hallac-ı Mansur)

Hurufilik adını Arapça’da harfler anlamına gelen “huruf” kelimesinden alan; İran, Azerbaycan ve Türkiye’de 14. ve 15. yüzyıllarda etkin olan bir tarikattır. Hurufilik tarikatını benimseyenlere “Hurufi” denir.

Hurufilik ve Sayılar

Hallac-ı Mansur’un, harflerden ve rakamlardan mana çıkarma felsefesi, günümüze kadar ulaşmıştır. Kitap el Tavasin’de açıkça yer vermiş ve harfler ile rakamlardan gizli manalar çıkarmıştır, burada O’nun (Tanrının) gizli mesajlar ilettiğini vurgulamıştır. Çünkü semboller, ruhsallık ile maddesel ortamlar arasında en iyi köprülerdir. Her harf, her rakam ilahi düzende bir sembol idi, açıkça anlatılmayan, dolaylı olarak anlatılmalıydı. Bunu çözebilenler ise “aklını” kullananlar için bırakılan “delillerdi”. Ayetlerde sık sık tekrarlanan “aklını kullananlar için deliller bıraktık” sembolleri işaret etmekteydi.

Arapça’da her harfin bir işareti ve işaretin manası vardır. Harflerdeki şekiller mana ve şekilleri gösterir. Öncelikle bazı Kur’an ayetlerinin başında bulunan Hurufi mukatta yani bilinmeyen sırlı kelimeler ancak vahyeden ile vahiy alan arasında gizli kalmıştır. Kodlamalardır, sırlardır ve şifrelerdir.

Kur’an-ı Kerim yedi harf ile indirildi. Noktadan uzayan Elif, zal, sad, kaf, kaf, lam, vav harfleridir.

Hurufi Hareketi
Hurufi Hareketi

Hurufilik ve Sayıların Önemi

Açıkçası matematik, rakamlar ve sayılar, hayatımızın içindedir ve bizimledir. Matematikten uzak bir yaşam sürmek neredeyse imkansızdır. Bir yere yetişmek için bile saate bakar ve dakikaları sayarız öyle değil mi? Her şey rakamlar, sayılar üzerine kurulmuştur çünkü anlayışımıza en uygun durum budur.

Bunun dışında rakamların ve sayıların olmadığı, vicdan, mutluluk, huzur, aşk ve sevgi gibi kavramlar vardır ki, bunların değerini ancak, gönül gözümüz ve yüreğimiz hesaplayabilir.

Bizim mantığımız dört işlem rakamlar ve formülleri kabul eder.

Hurufi Hat Çalışmaları
Hurufi Hat Çalışmaları

Hurufilik ve Bektaşilik

Bektaşi düşüncesine hızla etki eden Hurufilik nedeniyle, bazı araştırmacılar XV. Yüz yıldan başlayarak Bektaşilik’in bozulduğunu ileri sürmüşlerdir. Onlara göre Hurufilik hileli yöntemlerle, örneğin Hurufilik görüşlerini Hacı Bektaş’ın görüşleriymiş gibi savunarak, Bektaşi tarikatında etkin olmuştur.

Oysa Çamuroğlu’na göre, Bektaşilik Anadolu’ya Hacı Bektaş ile birlikte adım attığında Aleviler zaten çoktan bu topraklardadırlar. Aleviler, bir heterodoks derviş olan Hacı Bektaş’ı çeşitliliği barındırma potansiyeline sahip olan bünyeleri sayesinde özümsemişler ve onu bir önder olarak tanımışlardır. Bu bakımdan, Anadolu’da heterodoksi denilince akla hemen Alevi-Bektaşi geleneği gelmektedir. Bu gelenek, çeşitliliği özümsemesi ve hoşgörülü yapısı nedeniyle bir çok farklı heterodoks zümreyi de içinde barındırmış ve tüm ezoterik düşüncelerin Anadolu’daki sığınağı olmuştur.

Tümü farklı düşünce ve uygulamalara sahip olan Kalenderi, Haydari, Hurufi, Torlak gibi akımlara bağlı olanlar bu geniş yelpazeye katılmış, kendi bağımsız varlıklarını feda ederek, Alevi-Bektaşi toplumsal olgusuna kendilerine özgü renkler katmışlardır. Alevi-Bektaşiler bu durumda bir bozulma görmezler, zira inançları değişime açıktır. Tam tersine bu durum onlar için bir zenginleşme yoludur.

 

 

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Fanio Hakkında
Fanio Kullanımı ve Yapılışı
0 0
Read Time:1 Minute, 27 Second

Batı Afrika’ya özgü ve en çok Burkina Faso, Gine, Senegal, Mali ve Nijerya gibi ülkelerin dağlık bölgelerinde tüketilen bir elyaf olarak bilinmektedir. Fonio, kıtanın en eski ekili mısır gevreği olarak kabul edilen ve Afrika mirası olarak kabul edilen bir tahıldır türüdür. Bu makalemizde Fanio kullanımı ve fanio yapılışı hakkında bilgi vereceğiz.

Fonio pilav yerine, kahvaltılarda yulaf lapası yerine, çorbalarda, salatalarda ve daha birçok tatlı ve tuzlu tariflerde kullanılabilir. Fonio, genellikle kuskus veya yulaf lapası gibi pişirilen çok yönlü bir tahıldır. Mutfakta çok yönlü olarak kullanılabilen fonio, aynı zamanda diğer tahıllar gibi un haline getirilerek ekmek, kek, kurabiye gibi unlu mamüllerde de kullanılabilir. Fanio Nedir? başlıklı makalemizden fanio hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Fanio Nasıl Yapılır?

Fonio tahılının hazırlanışı ise şu şekildedir;

  1. 1 bardak (240 mL) suyu hızlı bir şekilde kaynatın.
  2. Tat vermek için tuz ekleyin.
  3. 1/4 su bardağı (45 gram) kuru fonio ekleyin, hafifçe karıştırın ve üzerini kapatın.
  4. Isıyı kısın ve tüm sıvı emilene kadar pişirin.
  5. Isıyı kapatın ve fonio’yu bir çatalla kabartın.
  6. Yemek ıslak kalırsa daha fazla buharlayın.
Fanio Nedir
Fanio Nedir

Fanio Nasıl Kullanılır?

Fonio son derece çok yönlüdür. Pişirildiğinde, hazırlandığı yemeklerin lezzetlerini kolaylıkla emen topraksı bir tada sahiptir.

Batı Afrika’da fonio geleneksel olarak kuskus olarak pişirilir , yulaf lapası haline getirilir ve yerel içeceklere dahil edilir. Diğer tahıllar gibi, un haline getirilebilir ve ekmek, kurabiye ve kek gibi unlu mamullerde kullanılabilir.

Mutfakta, Mali’nin Bambara halkının fonio’nun aşçıyı asla utandırmadığını söylemesi o kadar hızlı ve basittir ki.

Mutfağınızda denemekten korkmayın. İşte birkaç tarif fikri:

  • Pirinç, kuskus, darı, sorgum , kinoa ve arpa dahil herhangi bir tahıl yerine fonio kullanın .
  • Yulafta kullandığınız gibi yulaf lapasında kullanın.
  • Çorbalara ve güveçlere ekleyin.
  • Salatalara serpin.
  • Fonio ununu ekmek, kurabiye, kek ve bar gibi pişmiş ürünlerde kullanın.

 

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Fanio Nedir
Fanio Nedir? Fanio’nun Faydaları
0 0
Read Time:4 Minute, 23 Second

Fonio, kıtanın en eski ekili mısır gevreği olarak kabul edilen ve Afrika mirası olarak kabul edilen bir tahıldır türüdür.

Batı Afrika’ya özgü ve en çok Burkina Faso, Gine, Senegal, Mali ve Nijerya gibi ülkelerin dağlık bölgelerinde tüketilen bir elyaf olarak bilinmektedir.

Fonio’nun diğer isimleri arasında acha, iburura ve aç pirinç bulunur. Fanio tıpkı Ginkgo Biloba kadar faydalı ve önemli bir bitkidir.

Bu makalemizde fonio’nun kültürel önemi, besinleri ve sağlık açısından faydalarına dair bilgiler vereceğiz. Fanio Nasıl Kullanılır? başlıklı yazımızdan Fanio kullanımı hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Fanio Nasıl Yapılır? makalemizi okuyarak nasıl fanio hazırlayacağınızı öğrenebilirsiniz.

Fonio Nedir?

Fonio, binlerce yıldır Batı Afrika’da yaşayan milyonlarca insana besin sağlayan bir tahıl türüdür. “Aç pirinç”, “acha” gibi farklı isimlerle de adlandırılan fonio, darı ailesindeki en küçük tahıldır. Üç farklı çeşit fonio vardır; beyaz, siyah ve raishan. Beyaz fonio en popüler ve en yaygın olarak kullanılan türdür. Fonio bir tam tahıl olduğu için iyi bir lif, vitamin, mineral ve protein kaynağıdır. Fonionun tadı ise “kuskus ve kinoa karışımı” olarak tanımlanıyor.

Fonio ve Kültürel Önemi

Batı Afrika’nın bazı bölgelerinde fonio sosyokültürel öneme sahiptir.

Senegal, Burkina Faso, Mali ve Togo’da fonio, geleneksel olarak şefler ve kraliyet ailesine ayrılmıştı ve Müslümanların kutsal Ramazan ayı boyunca veya düğünler ve vaftizler gibi kutlamalarda keyif alıyordu (2Güvenilir Kaynak).

Togo’nun bazı bölgelerinde fonio, doğumdan sonra kanın pıhtılaşmasını önlemek ve emziren kişilerde süt üretimini teşvik etmek için kullanılır.

Temel bir gıda olarak, özellikle gıda kıtlığı olan hasat sonrası dönemde gıda güvenliğinin sağlanmasında hayati bir rol oynar. 6-8 hafta içinde hasat edilebilir ve haşere istilası riski olmadan iyi bir şekilde depolanabilir.

Fonio, gübre veya diğer araçlara ihtiyaç duymadan kuraklık koşullarında ve fakir topraklarda iyi büyür.

Fanio Hakkında
Fanio Hakkında

Fonio Türleri

  • Digitaria iburua. Bu beyaz tanenin siyah veya kahverengi sivri uçları vardır ve çoğunlukla Nijerya, Togo ve Benin’in bazı bölgelerinde yetişir.
  • Digitaria exilis. Bu beyaz tahıl, Orta Nijerya’nın yanı sıra Senegal’den Çad’a kadar büyüyor. İki çeşit arasında en yaygın olarak yenen ve Afrika dışında daha kolay bulunur.

Fanio Beslenme Merkezidir

Kolesterol, sodyum ve yağda doğal olarak düşük olmasının yanı sıra 1/4 fincan (45 gram) kuru fonio – yaklaşık 1/2 fincan pişmiş :

  • Kalori: 170
  • Protein: 2 gram
  • Şeker: 0 gram
  • Yağ: 0,5 gram
  • Karbonhidrat: 39 gram
  • Fiber: Günlük Değerin (DV)% 4’ü
  • Demir: DV’nin% 4’ü

Fonio, hücrelerin büyümesi, gelişimi ve işlevi ile enerji üretimi için gerekli olan tiamin, riboflavin ve niasin gibi iyi bir B vitamini kaynağıdır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), fonio’nun tüm tahıllar arasında en yüksek kalsiyum içeriğine sahip olduğunu öne sürüyor. Bu, süt ürünleri tüketmeyenler, örneğin veganlar veya laktoz intoleransı olan kişiler için iyi bir seçim olabilir.

Fonio ayrıca demir , bakır, çinko ve magnezyum.

Demir ve bakır, kırmızı kan hücreleri, bağ dokusu ve kan hücrelerini oluşturmaya yardımcı olurken, çinko, bağışıklık işlevi, protein sentezi ve hücre büyümesi ve bölünmesinde rol oynar. Magnezyum birçok biyokimyasal reaksiyona yardımcı olur ve enerji üretimi için gereklidir.

Fonio’nun Faydaları

Fonio 5.000 yıldan fazla bir süredir var olmasına rağmen, bu tahılla ilgili bilimsel araştırmalar eksiktir.

Bazı araştırmalar, iklim, toprak koşulları ve tarım uygulamalarının Afrika’daki belirli bitki besinlerinin besin içeriğini etkileyebileceğini göstermektedir.

Bitki bazlı amino asitlerin harika kaynağı

Fonio, yeterince hayvansal veya protein bazlı yiyecekler yemeyen insanların diyetlerine iyi bir katkı sağlar.

Protein bileşimi beyaz pirinçle karşılaştırılabilir olmasına rağmen, fonio önemli ölçüde daha yüksek miktarlarda sülfür içeren amino asitler metiyonin ve sistein içerir. Bu amino asitlerin her ikisi de mısır, buğday, pirinç, sorgum ve arpa gibi tahıllarda eksiktir.

Esansiyel bir amino asit olan metiyonin, vücudunuz bunu yapamayacağı için gıda yoluyla elde edilmelidir. Cilt elastikiyetinde, saç büyümesinde, tırnak sağlığında ve vücut dokularının büyümesinde ve onarımında rol oynar.

Sistein, protein sentezi ve detoksifikasyon için gerekli olan, gerekli olmayan bir amino asittir. Aynı zamanda amino asit taurinin oluşumunda da rol oynar.

Lizin haricinde, tipik bir fonio porsiyonu bir yetişkinin günlük temel amino asit ihtiyacının yaklaşık% 10’unu karşılayabilir.

Fonio bütünüyle yenir ve bu nedenle tam tahıl olarak kabul edilir.

Tam tahıllar kilo yönetimine ve bağırsak sağlığına yardımcı olabilir. Ayrıca, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve kolorektal, pankreas ve mide kanseri riskinde azalma da dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı ile ilişkilidirler.

İşleme sırasında mikrop ve kepeklerin çıkarıldığı rafine tahılların aksine, tam tahıllar çekirdeğin üç parçasını da içerir – kepek, endosperm ve tohum.

Kâr amacı gütmeyen bir tüketici savunuculuk grubu olan Tam Tahıl Konseyi’ne göre, kepek ve ruşeym çıkarıldığında bir tahıldaki proteinin yaklaşık% 25’i kayboluyor. Diğer birçok önemli besinde de besin kayıpları meydana gelir.

ABD Tarım Bakanlığı (USDA), tam tahılların günlük tahıl alımınızın yarısını oluşturmasını önermektedir. Diyetinize 1/4 fincan (45 gram) kuru fonio dahil etmek, bu hedefe ulaşmanıza yardımcı olabilir.

Glütensiz

Fonio doğal olarak glütensizdir . Bu nedenle, glüten duyarlılığı veya çölyak hastalığı olan kişiler için güvenlidir.

Glutene duyarlı kişiler, buğday, arpa ve çavdarda bulunan bir grup protein olan glüten içeren yiyecekleri yediklerinde karın rahatsızlığı ve yorgunluk yaşayabilir.

Çölyak hastalığı olanlar arasında glüten, glüten duyarlılığı ile aynı semptomları gösterir ancak aynı zamanda ince bağırsağa da zarar verir.

Kan şekeri yönetimine yardımcı olabilir

Fonio, ince bağırsağınızda sindirime ve emilmeye direnen dirençli nişasta içerir.

Dirençli nişastaların sağlık açısından birçok yararı vardır ve insülin duyarlılığını artırmada ve kan şekeri düzeylerini düşürmede rol oynayabilir.

Ayrıca, bu tahılın düşük bir glisemik indeks (GI) skoru vardır, yani kan şekeri seviyenizi hızlı bir şekilde yükseltmez. Bu nedenle şeker hastalarının kan şekerini yönetmelerine yardımcı olabilir.

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Mabet Ağacı-Ginkgo Biloba
Ginkgo Biloba Mabet Ağacı Hakkında
0 0
Read Time:9 Minute, 6 Second

Ginkgo biloba veya maidenhair, çeşitli kullanımlar için binlerce yıldır yetiştirilen Çin’e özgü bir ağaçtır. Eski bir bitki düzeninin hayatta kalan tek üyesi olduğu için, bazen yaşayan fosil olarak anılır. Türkiye de ginkgo bilaba ağacına mabet ağacı adı verilmektedir.

Yaprakları ve tohumları geleneksel Çin tıbbında sıklıkla kullanılırken, modern araştırmalar öncelikle yapraklardan yapılan ginkgo özüne odaklanmaktadır.

Ginkgo takviyeleri, çoğu beyin fonksiyonu ve kan dolaşımına odaklanan çeşitli sağlık iddiaları ve kullanımlarıyla ilişkilidir. Ginkgo Biloba yani mabet ağacı çayı sağlık açısından çok etkilidir. Mabet Ağacı Çayı Nasıl Demlenir? başlıklı yazımızdan nasıl demleyeceğinizi öğrenebilirsiniz.

Ginkgo Biloba Nedir?

Ginkgo Biloba dünyada 150 milyon yıl öncesine kadar yaşadığı sanılan eski bir bitki grubunun tek hayatta kalan üyesi olarak tanımlanmakta ülkemizde bir çok insan bunu mabet ağacı olarak isimlendirmektedir. İnsanlık tarihinin çok erken dönemlerinde dahi var olan ağaçların başında gelmesinin yanı sıra uzun dönemler insanlar tarafından yetiştirilmiştir. Çinliler’in eski dönemlerde Ginkgo fıstıklarını yaygın olarak tükettiği ve Ginkgo Biloba çayı içtiği bilinmektedir.

Yelpaze şeklinde yaprakları ile büyük bir ağaç olan Ginkgo Biloba, dünyadaki en uzun yaşayan ağaç türlerinden biridir. Yaklaşık bin yıl kadar yaşayabilir. Çin, Japonya ve Kore dahil olmak üzere Asya’nın bitki örtüsünde olmasına rağmen, 1730’dan beri Avrupa’da, ABD’de ise 1784’ten beri yetiştirilmiştir.

Mabet Ağacı-Ginkgo Biloba
Mabet Ağacı-Ginkgo Biloba

Güçlü Antioksidanlar İçerir

Ginkgo’nun antioksidan içeriği, sağlık iddialarının çoğunun arkasındaki sebep olabilir.

Ginkgo, güçlü antioksidan etkileri ile bilinen bileşikler olan yüksek seviyelerde flavonoid ve terpenoid içerir.

Antioksidanlar, serbest radikallerin zararlı etkileriyle savaşır veya etkisiz hale getirir.

Serbest radikaller, gıdayı enerjiye dönüştürme veya detoksifikasyon gibi normal metabolik işlevler sırasında vücutta üretilen oldukça reaktif parçacıklardır.

Yine de sağlıklı dokulara zarar verme potansiyeline sahiptirler ve yaşlanmanın hızlanmasına ve hastalık gelişimine katkıda bulunurlar.

Ginkgo’nun antioksidan etkileri üzerine araştırmalar umut vericidir. Bununla birlikte, tam olarak nasıl çalıştığı ve belirli hastalıkların tedavisinde ne kadar etkili olabileceği belirsizliğini koruyor.

Enflamasyonla Mücadeleye Yardımcı Olabilir

Enflamasyon, vücudun yabancı bir maddenin yaralanmasına veya istilasına verdiği doğal tepkinin bir parçasıdır.

Enflamatuar yanıtta, yabancı istilacıya karşı savaşmak veya yaralı bölgeyi iyileştirmek için bağışıklık sisteminin çeşitli bileşenleri görevlendirilir.

Bazı kronik hastalıklar, herhangi bir hastalık veya yaralanma olmadığında bile enflamatuar bir yanıtı tetikler. Zamanla bu aşırı iltihaplanma vücudun dokularına ve DNA’sına kalıcı zarar verebilir.

Yıllar süren hayvan ve test tüpü araştırmaları, ginkgo özütünün çeşitli hastalık durumlarında hem insan hem de hayvan hücrelerinde iltihap belirteçlerini azaltabileceğini göstermektedir.

Ginkgo özütünün iltihabı azalttığını gösterdiği bazı özel durumlar şunlardır:

  • Artrit
  • İrritabl bağırsak hastalığı (IBD)
  • Kanser
  • Kalp hastalığı
  • İnme

Bu veriler cesaret verici olsa da, ginkgo’nun bu karmaşık hastalıkların tedavisinde rolü hakkında somut sonuçlar çıkarmadan önce insan çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Dolaşımı ve Kalp Sağlığını İyileştirir

Geleneksel Çin tıbbında, ginkgo tohumları, böbrekler, karaciğer, beyin ve akciğerler dahil olmak üzere farklı organ sistemlerine enerji “kanallarını” açmak için kullanıldı.

Ginkgo’nun vücudun çeşitli bölgelerine kan akışını artırma yeteneği, sözde faydalarının çoğunun kaynağı olabilir.

Ginkgo ile desteklenen kalp hastalığı olan kişilerde yapılan bir araştırma, vücudun birçok yerine kan akışında ani bir artış olduğunu ortaya koydu. Bu, kan damarlarının genişletilmesinden sorumlu bir bileşik olan dolaşımdaki nitrik oksit seviyelerinde% 12’lik bir artışa atfedildi.

Ginkgo’nun kalp sağlığı, beyin sağlığı ve felç önleme üzerindeki koruyucu etkilerine de işaret ediyor. Bunun için birçok potansiyel açıklama vardır, bunlardan biri bitkide bulunan anti-enflamatuar bileşikler olabilir.

Ginkgo’nun dolaşımı, kalp ve beyin sağlığını nasıl etkilediğini tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Psikiyatrik Bozukluklar ve Demans Belirtilerini Azaltır

Ginkgo, anksiyeteyi, stresi ve Alzheimer hastalığı ve yaşlanma ile ilişkili bilişsel gerileme ile ilişkili diğer semptomları azaltma yeteneği nedeniyle tekrar tekrar değerlendirildi.

Genel olarak, bu alandaki araştırma sonuçları tutarsızdır.

Bazı çalışmalar, ginkgo kullanan demanslı kişilerde bilişsel gerileme oranında belirgin bir azalma olduğunu gösteriyor, ancak diğerleri bu sonucu tekrarlayamıyor.

21 çalışmanın gözden geçirilmesi, geleneksel tıp ile birlikte kullanıldığında, ginkgo özütünün hafif Alzheimer hastalarında fonksiyonel yetenekleri artırabileceğini ortaya koymuştur.

Başka bir gözden geçirme, dört çalışmayı değerlendirdi ve 22-24 hafta boyunca ginkgo kullanıldığında demansla ilişkili bir semptom spektrumunda önemli bir azalma buldu.

Bu olumlu sonuçlar, ginkgo’nun beyne kan akışını iyileştirmede, özellikle de vasküler demans türleri ile ilgili olarak oynayabileceği rolle ilgili olabilir.

Genel olarak, ginkgo’nun demans tedavisinde rolünü kesin olarak belirtmek veya çürütmek için çok erken, ancak son araştırmalar bu parçayı daha net hale getirmeye başlıyor.

Beyin Fonksiyonunu ve Sağlığı İyileştirir

Ginkgo’nun sağlıklı bireylerde beyin işlevini artırabileceğine dair bazı spekülasyonlar var .

Bir avuç küçük çalışma, ginkgo ile takviye etmenin zihinsel performansı ve algılanan refahı artırabileceği fikrini desteklemektedir.

Bunun gibi çalışmalardan elde edilen sonuçlar, ginkgo’yu gelişmiş hafıza, odaklanma ve dikkat süresine bağlayan iddialara yol açtı.

Bununla birlikte, bu ilişki üzerine yapılan geniş bir araştırma incelemesi, ginkgo ile takviye etmenin hafıza, yürütme işlevi veya dikkat kapasitesinde ölçülebilir herhangi bir iyileşme sağlamadığı sonucuna varmıştır.

Ginkgo ile takviye etmek zihinsel yeteneği artırabilirken, hiçbir garanti yoktur. Herşey kişinin kendi iradesi ve isteği ile doğru orantılı olarak işlemektedir.

Kaygıyı Azaltabilir

Bazı araştırmalar, ginkgo takviyesinin anksiyete semptomlarını azaltabileceğini göstermektedir .

Bir avuç hayvan çalışması, ginkgo’nun antioksidan içeriğine atfedilebilecek anksiyete semptomlarında azalma gözlemledi.

Bir çalışmada, genel anksiyetesi olan 170 kişi, 240 mg veya 480 mg ginkgo veya bir plasebo ile tedavi edildi. En yüksek ginkgo dozu ile tedavi edilen grup, plasebo grubuna kıyasla anksiyete semptomlarında% 45 daha fazla azalma bildirdi.

Ginkgo ile takviye etmek kaygıyı azaltabilirken, mevcut araştırmalardan kesin sonuçlar çıkarmak için henüz çok erken.

Depresyonu Tedavi Edebilir

Hayvan çalışmalarının gözden geçirilmesi, ginkgo takviyesinin depresyon semptomlarının tedavisine yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.

Kaçınılmaz stresli bir durumdan önce ginkgo alan fareler, takviye almayan gruba göre stresten daha az duygusal olarak etkilendi.

Çalışma, bu etkinin, vücudun stres hormonu seviyeleri yüksek olduğunda başa çıkma yeteneğini artıran ginkgo’nun anti-inflamatuar özellikleriyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Bununla birlikte, depresyon, çeşitli kök nedenlere sahip olabilen karmaşık bir durumdur.

Ginkgo arasındaki ilişkiyi ve insanlarda depresyonu nasıl etkileyebileceğini daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Görme ve Göz Sağlığını Destekleyebilir

Ginkgo’nun görme ve göz sağlığı ile nasıl bir ilişkisi olduğunu araştıran çok az araştırma var . Ancak erken sonuçlar umut vericidir.

Bir inceleme, ginkgo ile desteklenen glokomlu kişilerin göze kan akışının arttığını gösterdi, ancak bu mutlaka daha iyi görmeye dönüşmedi.

İki çalışmanın bir başka incelemesi, ginkgo ekstresinin yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesi üzerindeki etkisini değerlendirdi. Bazı katılımcılar vizyonda bir gelişme olduğunu bildirdi, ancak bu, yönetim kurulu genelinde istatistiksel olarak önemli değildi.

Bu olumlu sonuçların çoğu, göze artan kan akışıyla ilgili görünmektedir.

Ginkgo’nun görme bozukluğundan muzdarip olmayanlarda görmeyi iyileştirip iyileştirmeyeceği belli değil.

Ginkgo’nun görme kapasitesini artırıp artırmayacağını veya dejeneratif göz hastalığının ilerlemesini yavaşlatıp yavaşlatmayacağını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Baş Ağrısı ve Migreni Tedavi Edebilir

Geleneksel Çin tıbbında ginkgo, baş ağrısı ve migren için çok popüler bir tedavi yöntemidir.

Ginkgo’nun baş ağrılarını tedavi etme yeteneği hakkında çok az araştırma mevcuttur. Ancak baş ağrısının temel nedenine bağlı olarak yardımcı olabilir.

Örneğin, ginkgo’nun antienflamatuar ve antioksidan etkileri olduğu iyi bilinmektedir. Baş ağrısı veya migren aşırı stresten kaynaklanıyorsa, ginkgo faydalı olabilir.

Ek olarak, bir baş ağrısı azalmış kan akışı veya daralmış kan damarları ile ilgiliyse, ginkgo’nun kan damarlarını genişletme yeteneği semptomları iyileştirebilir.

Aksine, bazı migrenler kan damarlarının aşırı genişlemesinden kaynaklanır. Bu durumda, ginkgo’nun çok az etkisi olabilir veya hiç olmayabilir.

Ancak bu örnekler yalnızca çıkarımlardır ve kesin kanıtların yerini almaz.

Migreniniz için ginkgo denemek istiyorsanız, çok fazla zarar vermesi olası değildir. Sadece yardımcı olamayacağının farkında olun.

Astım ve KOAH Belirtilerini İyileştirebilir

Bazı araştırmalar, ginkgo’nun astım semptomlarını ve KOAH gibi diğer enflamatuar solunum yolu hastalıklarını iyileştirebileceğini göstermektedir.

Bu, ginkgo’daki anti-enflamatuar bileşiklere atfedilir ve bu, solunum yollarının iltihaplanmasının azalmasına ve akciğer kapasitesinin artmasına izin verebilir.

75 kişide yapılan bir çalışmada, astım semptomlarını yönetmek için ginkgo özütünün glukokortikosteroid ilaç tedavisinin yanı sıra kullanımı değerlendirildi.

Ginkgo alanların tükürüğündeki enflamatuar bileşik seviyeleri, tek başına geleneksel ilaç alanlara göre önemli ölçüde daha düşüktü.

100 kişide yapılan bir başka çalışmada, KOAH semptomlarını tedavi etmek için ginkgo içeren bir Çin otları karışımının kullanımı değerlendirildi.

Bitkisel formülü kullananlar, kontrol grubuna kıyasla üç aylık bir takipte öksürük ve bronşitte önemli bir azalma bildirdiler.

Bu noktada, bu iyileşmenin tek başına ginkgo’ya mı atfedilebileceği veya tedavi grubu formülünde kullanılan diğer bitkilerin sinerjik bir etkisi olup olmadığı belirlenememektedir.

Bu sonuçlar cesaret verici olsa da, ginkgo’nun bu özel uygulaması hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

PMS Belirtilerini Azaltır

Ön araştırma, ginkgo’nun adet öncesi sendromunun (PMS) hem fiziksel hem de psikolojik semptomlarının tedavisine yardımcı olabileceğini göstermektedir.

85 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir çalışma, ginkgo tüketirken bildirilen PMS semptomlarında% 23 azalma olduğunu ortaya koydu.

İlginç bir şekilde, bu çalışmadaki plasebo grubu,% 8.8 ile çok daha düşük olmasına rağmen PMS semptomlarında da hafif bir azalma yaşadı.

Ginkgo ve PMS semptomları arasındaki neden ve sonuç ilişkisini daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Cinsel İşlev Bozukluğunu Tedavi Eder

Bazı kaynaklar, ginkgo‘nun erektil disfonksiyon veya düşük libido gibi cinsel disfonksiyonu tedavi edebileceğini göstermektedir .

Ginkgo, kan damarlarının genişlemesi yoluyla dolaşımı iyileştiren kandaki nitrik oksit seviyelerini iyileştirme yeteneğine sahiptir.

Sonuç olarak, ginkgo, vücudun bu bölgelerine kan akışını iyileştirerek çeşitli cinsel işlev bozukluğu semptomlarını tedavi etmek için de yararlı olabilir.

Bazı araştırmalar, antidepresan ilaçların (SSRI’lar) kullanımından kaynaklanan cinsel işlev bozukluğunu tedavi etmek için ginkgo kullanmayı araştırdı. Sonuçlar, bu durumlarda ginkgo’nun bir plasebodan daha etkili olmadığını gösterdi.

Ek olarak, ginkgo ve SSRI ilaçları arasında onları daha az etkili hale getirebilecek bir etkileşim olabilir.

Bir çalışma, eşzamanlı olarak cinsel psikoterapi gören kadınlarda cinsel istek ve memnuniyetini artırmak için ginkgo kullanımını değerlendirdi.

Ginkgo ve terapinin kombinasyonu, bir plaseboya kıyasla daha uzun vadede etkiliydi, ancak tek başına ginkgo ile takviye edilmedi.

Cinsel işlev bozukluğunu tedavi etmek için ginkgo kullanmanın mantığı mantıklı, ancak araştırmalar şu anda bunu desteklemiyor.

Ginkgo Biloba Yan Etkileri

Rutininize ginkgo eklemeden önce doktorunuzla konuşmak önemlidir.

Çoğu yetişkin için, ginkgo almakla ilişkili risk nispeten düşüktür, ancak ginkgo’nun ciddi zarar verebileceği durumlar vardır.

Alkilfenol içeren bitkilere alerjiniz varsa veya belirli ilaçları alıyorsanız, ginkgo almamalısınız.

Olası yan etkiler şunları içerir:

  • Mide bulantısı
  • İshal
  • Baş dönmesi
  • Baş ağrısı
  • Karın ağrısı
  • Döküntü / alerjik reaksiyon

Ginkgo, bazı ilaçlarla olumsuz etkileşim kurma potansiyeline sahiptir. Bazı etkileşimler kanama riskini artırabilir.

Olası olumsuz ilaç etkileşimleri şunları içerir:

  • Kan incelticiler (Warfarin, aspirin)
  • SSRI’lar / MAOI’ler / antidepresanlar (Prozac, Zoloft)
  • NSAIDS (ibuprofen, Tylenol)

Ginkgo Biloba Dozaj ve Takviye Formları

Ginkgo biloba, aşağıdaki formlarda ticari olarak mevcuttur:

  • Kapsüller
  • Tabletler
  • Sıvı özler
  • Kuru yapraklar / çay

Mevcut araştırmaların çoğu, saflaştırılmış ginkgo özütü ile kullanılan sonuçları yansıtmaktadır. Zehirli oldukları için çiğ ginkgo tohumları yemeyin.

Ginkgo ile ilgili çalışmaların sınırlamalarından biri, standartlaştırılmış dozlama kullanmamalarıdır.

Bununla birlikte, kanıtların büyük kısmı, gün boyunca birkaç doza bölünmüş 120-240 mg almanın güvenliğini destekliyor gibi görünmektedir.

Açıkça tanımlanmış bir maksimum doz yoktur, ancak daha düşük bir dozla başlamak ve toleransı sağlamak için kendi yolunuzda çalışmak akıllıca olacaktır.

Çoğu araştırma, günde 600 mg’dan fazla dozları değerlendirmedi, bu nedenle bu miktarı aşmak muhtemelen iyi bir fikir değildir.

Unutmayın, herhangi bir etkinin farkına varmanızın altı hafta kadar sürebileceğini unutmayın.

Ginkgo biloba, güçlü antienflamatuar ve antioksidan kapasitelere ve dolaşımı iyileştirme yeteneğine sahiptir.

Bu özellikler birlikte, birçok vücut sistemini ve hastalığını etkileme potansiyeline sahiptir, ancak arkasındaki bilim hala yetişmesi gereken bazı şeyler vardır.

Ginkgo yüzyıllardır kullanılsa da nasıl çalıştığı tam olarak anlaşılamamıştır. Mevcut araştırmaların çoğu tutarsız veya sonuçsuzdur ve bunu akılda tutmak önemlidir.

Herhangi bir bitkisel takviyede olduğu gibi, ilgili riskler vardır. Alerjiniz varsa veya belirli ilaçları kullanıyorsanız Ginkgo ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Ginkgo’yu rejiminize dahil etmeyi düşünüyorsanız, önce doktorunuza danışın.

 

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Evde Sardunya Yetiştirme
0 0
Read Time:9 Minute, 13 Second

Sardunyalar uzun süredir bahçıvanların favorisidir. Büyümeleri kolaydır, renklidirler ve hoş bir koku yayarlar. İşte evinizde ve bahçenizde sardunya yetiştirmenin yolu!

Genellikle sardunya veya leylek gagası olarak adlandırılan Pelargonium cinsindeki bitkiler hakkındadır  . Sardunya cinsindeki bitkiler de genellikle bahçelerde kullanılır, ancak tipik olarak dayanıklı sardunyalar veya turna gagaları olarak adlandırılır .

Sardunya hakkında detaylı bilgi sahibi olup, bu çiçek türünün yetiştirilmesindeki püf noktaları merak edenlerdenseniz doğru adrestesiniz. Sardunya nereden geliyor, nasıl yetiştirilir, nelere dikkat etmelisiniz, sardunya nasıl çoğaltılır gibi tüm ihtiyaç duyduğunuz bilgileri bu yazıda toparlamaya çalışacağız. Üstelik sardunyanın pek çok rahatsızlığa iyi geldiğinin söylendiğini durmadıysanız, sardunyanın pek bilinmeyen faydalarını da bu yazımızda bulabilirsiniz.

Yılın daha sıcak döneminde dışarıda tutulsalar da, sardunyalar tipik olarak kışlamak için iç mekanda tutulur. Alternatif olarak, yeterli ışık sağlanırsa, tüm yıl boyunca iç mekanlarda çiçek açabilirler.

Sardunya nedir?

Çoğu kaynakta süs bitkisi veya süs çiçeği olarak tanımlanan Sardunya’yı, evlerde balkonlarda ve alışveriş merkezlerinin bahçelerinde sıklıkla görüyor olmamız da bu tanımlamayı haklı çıkarıyor. Botanik bilimi olarak incelediğimiz de ise Sardunya’dan “Scented Leaved” adı ile bahsedildiğiniz görüyoruz. Yine bu bilim ışığında yapılan araştırmalara bakıldığında, Sardunya’nın Turnagagasıgiller familyasına ait olduğu ortaya çıkıyor.

SARDUNYA MI PELARGONİUM MU? YANLIŞ KİMLİK VAKASI

Genellikle “sardunya” dediğimiz bitkiler, onları 18. yüzyılın başlarında Güney Afrika’dan getiren Hollandalı tüccarlar tarafından Avrupa’ya tanıtıldı. Bu yeni bitkiler, Avrupa’da hâlihazırda yetişmekte olan dayanıklı yabani sardunyalara benzediğinden, botanikçiler yanlışlıkla onları aynı cins altında grupladılar.

1753’te İsveçli botanikçi Carl Linnaeus, onları Sardunya cinsi altında sınıflandırdı . Daha sonra bu yeni “sardunyalar” ın yaprakları, organlarının sayısı ve diğer faktörler açısından Avrupa sardunyalarından farklı olduğu keşfedildiğinde, bunlar “leylek gagası” anlamına gelen Pelargonium altında yeniden sınıflandırıldılar  – uzun, keskin bir şekilde tohumlarının sivri şekli.

Ancak orijinal ortak isimleri aynı kaldı ve aslında “sardunya” demek istediğimizde hala “sardunya” diyoruz.

Sardunya Nasıl

Sardunya’nın memleketi ve sevdiği coğrafi yerler

Sardunya’nın ana vatanı Güney Afrika. Genellikle de Akdeniz’e kıyısı bulunan birçok ülkede Sardunya’ya rastlanabilir. Bu bilgiden yola çıkarak, Sardunya’nın Akdeniz ile özdeşleştiği ve bitki türü olarak bu coğrafyadan kopamayacağı akıllara yerleşmiş durumda.

Sardunya’nın özellikleri

  • Güney Afrika’da 230 civarında türü doğal olarak yetişebilen Sardunya’nın, doğada ise 400 civarında türü bulunuyor.
  • Çok yıllık bir çiçek olup, otsu veya yarı odunsu formda yetişen bir çeşit çalı olarak biliniyor.
  • Renkli çiçekleri yalınkat veya katmerli olabiliyor.
  • Sardunya, balkon veya bahçe çiçeği olarak biliniyor ve salon çiçeği olarak evde yetiştirmede pek tercih edilmiyor.

Sardunya Nasıl Ekilir?

  • Sardunyalar, ev bitkileri veya yıllık çiçekler olarak yetiştirilebilir. Yılın daha sıcak aylarında ( yerel don tarihleriniz arasında ), güneşli bir yerde dışarıda tutulabilirler. 
    • Sardunyaları ev bitkileri olarak tutuyorsanız, gece sıcaklıklarının düzenli olarak 13 ° C’nin altına düşmeye başladığı yaz sonunda veya sonbaharın başlarında iç mekana getirdiğinizden emin olun.
  • Sardunya satın alırken rengine ve bedenine çok dikkat edin. Sağlıklı yaprakların üzerinde veya altında renk değişikliği olmayacak ve gövdeler sağlam olacak, dağınık olmayacaktır. Belirgin zararlı belirtileri olan bitkilerden de uzak durduğunuzdan emin olun . Yaygın ev bitkisi zararlıları arasında et böcekleri, beyaz sinekler ve örümcek akarları bulunur. 
  • Kök çürümesini önlemek için bitkileri drenaj delikleri olan saksılara yerleştirin.
  • Kaplara dikerken iyi drene olan bir saksı karışımı (ağır, killi toprak değil) kullanın. Sardunyalar ıslak, sıkıştırılmış topraklarda oturmayı sevmezler.
  • Maksimum çiçeklenme için bitkileri 4-6 saat güneş ışığı alacakları bir alana yerleştirin.

Sardunya Bakımı Nasıldır?

  • Sulamalar arasında toprağın bir miktar kurumasına izin verin, ardından iyice sulayın. 
  • Kış aylarında su çok daha azdır, ancak köklerin tamamen kurumasına izin vermeyin. Sardunyalar, daha az su kullandıkları ve fazla büyümedikleri kış aylarında bir uyku hali verildiğinde en iyisini yapar. Daha fazla kışlama talimatı için aşağıya bakın.
  • Çiçek açmayı teşvik etmek için, ölü kafalı çiçekleri düzenli olarak harcadı. 
  • Çalılık ve uzun bacaklılığı artırmak için gövdeleri sıkıştırın.
  • Aktif büyüme aylarında, yaklaşık 2 haftada bir dölleyin. Yarım güçte suda çözünür bir gübre kullanın. Bitki uykuda olduğunda kışın gübreleme yapmayın.
  • Sardunyalar, yeni büyümeyi teşvik etmek için ilkbaharda yeniden saklanabilir – veya yenilenmeleri gerekiyor gibi görünüyorsa.

Sardunya sulamanın püf noktaları

Sardunyalar için nem çok önemli. Nemin düşük olduğu yerlerde bitkiden fazla verim alınamıyor. Hava akımından kolayca etkilenen Sardunya’nın, kapı eşiklerinde ve pencere kenarlarında bulundurulmaması öneriliyor. Sardunya’yı sularken suyun toprağın her yerine eşit şekilde dağıldığından emin olunması gerekiyor. Sulama işleminden sonra ise saksı tabağında biriken suyun hemen boşaltılmasında fayda var. Sardunya’yı hep aynı gün aynı miktarda sulamak, bitkiden daha verim alınmasına katkı sağlıyor.

Sardunya’yı; kış aylarında haftada bir, yaz aylarında ise haftada iki defa sulamak yeterli oluyor. Eğer yaz aylarında toprağı fazla kuruyorsa sulama işlemi haftada üçe de çıkarılabiliyor. Sardunya, sabah saatlerinde sulanırsa toprağın suyu çekebilmesi için gerekli vakti buluyor. Bu da bitkinin, böceklerden ve akşam serinliğinde oluşabilecek küflenmelerden korunmasını sağlıyor. Sardunya’nı kökleri oldukça hassas. Soğuk sevmeyen sardunyaya özellikle kış aylarında doğrudan çeşme suyu verilmemesi daha sağlıklı oluyor. Oda sıcaklığında bekletilmiş su verilmesi daha iyi.

Sardunyaya, ilkbahar ve sonbahar aylarında olmak üzere yılda 2 defa 6 ay arayla gübre veriliyor. Sardunya’nın saksı değiştirme konusu da oldukça önemli bir detay. Bitki, havalar daha tam ısınmadan, mart – nisan aylarında saksı değişimi için uygun oluyor. Sardunya saksı değişimi için de en fazla bir boy büyük saksı tercih edilmesi gerekiyor. Çünkü saksının fazla büyük olması bitkinin köklerine zarar veriyor. Saksı değiştirirken bitkinin köklerine zarar vermemeye dikkat edilmeli, yeni saksıya aynı formda taze toprak eklenmeli ve bitkinin kökleri dışarıda kalmayacak şekilde yerleştirilmelidir. Saksı içerisine toprak tepeleme doldurulmamalı ve saksıda sulama payı bırakılmalıdır.

Sardunya’nın gelişiminin daha düzenli olması için budanması da gerekiyor. Budama için ideal zaman dilimi şubat – mart ayları. Budamanın atlanması sürgün vermeyi azaltıp, çiçeklenmeyi engelliyor

Sardunya nasıl çoğaltılır?

Sardunyayı çoğalmak gerçekten çok kolay! Bitkinin köklerinden çıkan yeni sürgünler, toprağın üzerine doğru çıktığından yeni bitkiler oluşuyor. Bu yeni bitkileri kökten ayırarak, yeni saksılara dikebilir ve sardunyaları kolaylıkla çoğaltabilirsiniz.

Bu yöntemden hariç, iki yöntem daha bulunuyor. Bunların ilki tohumla çoğaltmak, ikincisi ise bitkinin uzayan dallarının kesilerek saksıya direkt olarak ekilmesi ile gerçekleşiyor. İkinci işlem için uygun olan dönem ise kış sonu ile ilkbaharın başları.

KIŞLAYAN SARDUNYALAR

  • Yazı dışarıda geçiren sardunyalar, bol güneş almaları şartıyla ev bitkileri olarak saklanabilir. Kuzey iklimlerinde güneş, bazı çeşitlerde tomurcukları harekete geçirmek için kış sonunda yeterince güçlü olmayabilir.
  • İlk sonbahar donundan önce ( yerel don tarihlerinizi burada bulun ), bitkileri kaldırın ve keskin, temiz bir bıçak kullanarak gövdeleri düzgün bir şekilde yaklaşık 6 ila 8 inç arasında kesin. Girmek üzere oldukları düşük güneş ışığı ortamında büyük yaprak yığınlarını desteklemek zorunda kalmamalıdırlar. Bitkilerinizi çoğaltmanın kolay bir yolu olan birkaç sapı kök olarak kesip saklayın.
  • Doldurmak için normal saksı toprağı kullanarak “ana bitkiyi” mümkün olan en küçük saksıya – sadece köklere uyacak kadar – nakledin.
  • Bitkileri bir hafta gölgede tutun, ardından onları güneşli bir yere koyun (alabilecekleri tüm güneşe ihtiyaçları vardır) ve serin tutun.
  • Kış aylarında sardunyalar en iyi 50 ° ila 60 ° F (10 ° ila 16 ° C) gece sıcaklıklarında büyür, ancak 32 ° F’ye (0 ° C) düşerse ve / veya 80 ° F (27 ° C) üzerine çıkarsa hayatta kalır C), nispeten kuru tutuldukları sürece.
  • İlkbaharda yeni büyüme göründüğünde, tüm eski yaprakları kesin.

Yeni büyümenin ortaya çıkmasını sağlamaktan daha zor olan tek şey onu korumaktır. Ve işte bununla ilgili biraz yardım:

  • Sadece yapraklarda sarkma belirtileri görüldüğünde ve sadece küçük miktarlarda su sağlandığında sulayın. Bitkileri gübrelemeyin veya beslemeyin. Bu bitkilerin dinlenmesi çok önemlidir.
  • Kışlık sardunyalarınızın Anma Günü için çiçek açmasını istiyorsanız , onları Şubat ayında tekrar çimdikleyin. Sıcak hava döndüğünde ve tüm don tehlikesi geçtiğinde, bitkileri dışarıya çıkarın ve istediğiniz gibi yataklara veya saksılara nakledin.

Sardunyanın faydaları

Sardunya, kullanılmasa dahi durduğu yerden de fayda sağlayan bir bitki olarak biliniyor. Algıladığı bazı maddelerin mikropları kovma hatta yok etme gibi özellikleri olduğu söyleniyor. Peki, Sardunya kullanıldığında ne gibi faydalar sağlıyor? İşte cevabı;

  • İdrar söktürücü etkisi olan Sardunya, ödemin atılmasına ve bağırsak rahatsızlıklarına da faydalı olarak biliniyor. Aynı zamanda karaciğeri ve böbrekleri temizlediği de söyleniyor. Sardunya’nın yara iyileşme süresini kısalttığı da belirtiliyor.
  • Ağrı kesici etkisi bulunduğu bilinen Sardunya, kan şekerini dengelediği ve kalp çarpıntısı durumlarında sakinlik verdiği de söyleniyor.
  • Boğaz tahrişini ve kanamaları durdurduğu söylenen bitkinin, boğaz, kulak ve diş ağrılarına karşı da iyi geldiği belirtiliyor.
  • Antiseptik etkisi olan Sardunya, bu nedenle de enfeksiyonlara karşı olumlu etki sağlıyor.
  • Cilde faydalı olduğu belirtilen bitkinin, morluklara ve şişliklere de olumlu etkisini olduğu söyleniyor.

Sardunya nasıl kullanılır?

Birçok rahatsızlığa iyi geldiği belirtilen Sardunya, yaprakları ezilerek, yağı çıkarılarak ve su içerisinde haşlanarak kullanılabiliyor.

Sardunya’nın yapraklarını ezerek, direkt olarak yaralara, şişliklere ve ağrıyan bölgelere uygulanabiliyor.

Bir bardak suda haşlan Sardunya’yı, bulunduğunuz odada bekleterek veya kalorifer peteği üzerine bir kaba koyarak bulundurduğunuz zaman hem hoş bir koku elde edebilir hem de stresten arınma imkânı bulabilirsiniz. Aynı zamanda güzelce temizlenmiş ve kaynatılmış sardunyanın suyu ile gargara yaptığınızda, boğazınızdaki rahatsızlıklara iyi geldiğini göreceksiniz.

Yağı elde edilen Sardunya’yı cildinize nemlendirici olarak uygulayabilirsiniz. Ayrıca Sardunya’nın yaprağını ve çiçeklerini ezdikten sonra bunları doğal zeytinyağında bekleterek elde ettiğiniz yağı da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Sardunya budama

Yukarıda da söylediğimiz gibi Sardunya’nın budanması için en uygun dönemler şubat – mart ayları olarak belirtiliyor. Sardunya’nın budamasına ilk olarak fazlaca uzamış olan dallarının kısaltılması ile başlanıyor. Solmuş çiçeklerinin ve kuruyan dallarının temizlenmesinin düzenli bir şekilde yapılması, Sardunya’nın güç kaybetmesinin de önüne geçiyor.

Özellikle havaların soğuk olduğu bölgelerde gerçekleştirilen kış budamasından sonra, bitkiler eğer ki saksıdaysa eve alınmalı, bahçede olanlar ise naylon örtülerle örtülerek sera etkisi yaratılarak korunması gerekiyor.

Sardunya Nasıl Çiçek Açtırılır?

Sardunyalar çiçek açmıyorlarsa bakımında yolunda gitmeyen bir şeyler var anlamına geliyor. Yanlış toprakta yetiştirilen ve budaması yapılmayan bitkiler, yeterince güneş de görmüyorlarsa çiçek açmakta zorluk yaşayabiliyor. Eğer ki çiçekleriniz balkonda duruyorsa, onları daha fazla güneş görebilecekleri bir yere koymanız gerekiyor. Bunu yaptıktan sonra budamalarını da yaparsanız çiçeklenmeleri için daha etkili olacağını bilmelisiniz.

Sardunyalarınızın çiçek açması için ilk olarak onun sizden beklediklerini tamamıyla yerine getirdiğinizden emin olmanız gerekiyor. Güneşlenmesine çözüm getirdikten sonra sulama düzenini de bir rutine oturtmalısınız. Aynı zamanda sulama rutininizi de uyguladıklarınızı da gözden geçirmelisiniz. Sulamada kullandığınız su fazla kireçliyse veya dinlendirilmemişse bu durum çiçeklerin azalmasına neden olabilir.

Çürüyen, solan ya da sararan yaprakların bitkinin üzerinden temizlenmesine de özen göstermelisiniz. Ayrıca fazla büyük saksılarda bulunan sardunyalar da çiçek açacak kadar enerji toplayamayabiliyor.

Sardunya’nın toprağının kalitesi de oldukça önemli. Hatta toprağın zaman zaman havalandırılması da Sardunya’nın çiçek açma oranını olumlu yönde etkiliyor.

ZARARLILAR / HASTALIKLAR

Yaygın sorunlar, düşük ışık veya aşırı veya su altında olabilir. Çok az veya çok sulama yaptığınızın bir göstergesi olarak yapraklar sararır. Bu durumda, sulamayı eşitlemeye ve sardunyaları daha aydınlık bir yere taşımaya çalışın.

HASAT / DEPOLAMA

KÖK KESİMLER NASIL KÖKLENDİRİLİR

Çoğu sardunya, toprakta, kaba kumda, suda, perlitte veya diğer köklenme materyalinde kök kesmelerinden kolayca köklenir.

  1. Keskin, temiz bir bıçak kullanarak, bir sap ucunun 4 inç altında, yaprakların çıktığı bir düğümün üzerinde eğimli bir kesim yapın. Kesmeyi bir düğümün hemen altına kadar kırpın. İki veya üç yaprak hariç tüm tomurcukları ve yaprak saplarının dibindeki yaprak benzeri stipülleri çıkarın.
  2. Kesilen sapı gazete kağıdıyla yuvarlayın veya 24 saat gölgede bırakın, böylece kesilen uç mühürlenir ve çürümez.
  3. Sapı nemlendirilmiş köklendirme ortamı içeren bir tencereye itin ve 2 gün boyunca ılık, gölgeli bir yerde saklayın. Bundan sonra, kesiciye dolaylı güneş verin. Ortamı yalnızca gerektiği kadar nemlendirin.

ÖNERİLEN ÇEŞİTLER

ZEKA VE BİLGELİK

  • Küçük kesikler için, kanamayı durdurmak için ezilmiş sardunya yaprakları uygulayın.
  • Çiçek dilinde kızıl sardunya aptallık anlamına gelir. Burada daha fazla çiçek anlamı bulun .
  • Sardunyalar Japon böcekleri için zehirli olduğu biliniyor , bu yüzden bu sinir bozucu böcekler için endişelenmenize gerek kalmayacak.
  • Sardunyalar küçük çocuklarda ve evcil hayvanlarda (kediler, köpekler) hazımsızlığa veya kusmaya neden olabilir, bu nedenle bitkileri meraklı evcil hayvanların ve çocukların erişemeyeceği yerlerde tutun.

 

 

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Lucid Rüya Berrak Rüya
Lucid Rüya Nedir? – Bilinçli Rüya Deneyimi
0 0
Read Time:6 Minute, 50 Second

Lucid Rüya ile rüyalarınızı rüyada olduğunuzun bilincinde ve kontrol tamamen sizde olacak şekilde görebileceğinizi biliyor muydunuz? Elbette bir çoğunuz rüyada olduğunuzu fark ettiğiniz hatta belki uçabildiğiniz rüyalar görmüş olabilirsiniz işte buna berrak rüya denilmektedir.

Berrak rüya, bir rüya sırasında bilinçli olduğunuz zamandır . Bu genellikle uykunun rüya aşaması olan hızlı göz hareketi (REM) uykusu sırasında olur.

İnsanların tahmini yüzde 55’i yaşamları boyunca bir veya daha fazla berrak rüya gördü.

Berrak bir rüya sırasında, bilincinizin farkındasınız. Bu bir tür üst biliş veya farkındalığınızın farkındalığıdır. Çoğu zaman, berrak rüya görmek aynı zamanda rüyanızda olanları kontrol etmenizi sağlar.

Lucid Rüya Nedir?

Lucid rüya (aklı başında/bilinçli rüya) görme, adından da anlaşılabileceği gibi rüyalarınızı bilinçli olarak gözlemleme ve / veya kontrol etme becerisidir. Rüyalarınızı rüyada olduğunuzu bilerek ve yaşadığınız her şeyi gerçek gibi hissettiğinizi bir anlık düşünün, şahane bir şey olurdu değil mi? Peki bunu bazı yöntemler uygulayarak herkesin yapabileceğini söyleseydik? Siz de heyecanlandınız değil mi? Konu biraz derin, detaylıca anlatalım öyleyse 🙂

Bu işi nasıl yapabileceğinize geçmeden önce konuyla ilgili iyice bir aydınlanalım. Lucid rüya, içsel hayal dünyanızı, gördüğünüz, duyduğunuz, hissettiğiniz, tadacağınız ve kokladığınız her şeyin gerçek yaşam kadar otantik olduğu bir alternatif realiteye dönüştürür. Bu sanal dünyayı keşfetmek gerçekten akıl almaz bir deneyim yaşatır!

Lucid Rüya Nasıl Görülür?

Bilinçli rüya görme teknikleri, zihninizi kendi bilincinizi fark etmek için eğitir. Ayrıca, REM uykusuna girerken bilincinizi yeniden kazanmanıza veya sürdürmenize yardımcı olmak için tasarlanmıştır.

1. Gerçeklik Testi

Gerçeklik testi veya gerçeklik kontrolü bir tür zihinsel eğitimdir. Kendi farkındalığınızı fark etmek için zihninizi eğiterek üst bilişi artırır.

Göre Bilişsel Nöropsikiyatri Güvenilir Kaynak, üstbiliş seviyeniz uyanma ve rüya görme durumlarınızda benzerdir. Bu nedenle, uyanıkken daha yüksek üstbiliş, rüya gördüğünüzde daha yüksek üstbilişe yol açabilir.

Bu, beynin hem gerçeklik testinde hem de berrak rüya görmede rol oynayan prefrontal korteksiyle ilgili olabilir. Metabilişinizi geliştirmek için uyanıkken gerçeklik testleri yapabilirsiniz.

Gerçeklik testi için, aşağıdaki adımları günde birkaç kez izleyin:

  • Kendinize “rüya mı görüyorum?” diye sorun
  • Rüya görüp görmediğinizi onaylamak için çevrenizi kontrol edin.
  • Kendi bilincinizi ve çevrenizle nasıl etkileşim kurduğunuzu fark edin.

Kendinize gerçeklik kontrolü yapmayı hatırlatmak için her iki veya üç saatte bir alarm kurabilirsiniz.

İnsanların berrak rüya görmek için kullandıkları yaygın gerçeklik kontrolleri şunlardır:

  • Aynalar. Normal görünüp görünmediğini görmek için yansımanızı kontrol edin.
  • Katı nesneler. Elinizi bir duvara veya masaya doğru itin ve geçip geçmediğine bakın. Bazı insanlar parmaklarını diğer avuçlarının içine iter.
  • Eller. Ellerine bak. Normal görünüyorlar mı?
  • Zaman. Rüya görüyorsanız, saatin saati sürekli değişecektir. Ama uyanıksanız, zaman neredeyse hiç değişmeyecek.
  • Nefes almak. Bu popüler gerçeklik kontrolü, burnunuzu sıkıştırmayı ve nefes alıp alamayacağınızı görmeyi içerir. Hala nefes alabiliyorsanız, rüya görüyorsunuz.

Bir gerçeklik kontrolü seçmeniz ve bunu günde birkaç kez yapmanız önerilir. Bu, zihninizi rüya görürken gerçeklik kontrollerini tekrarlaması için eğitir ve bu da berrak rüya görmeye neden olabilir.

2. Yatağa geri dönün (WBTB)

Yatağa geri dönme (WBTB), bilinçli haldeyken REM uykusuna girmeyi içerir.

WBTB’nin birçok sürümü vardır, ancak şu tekniği düşünün:

WBTB’ye:

  1. Yatma vaktinizden sonra beş saat için alarm kurun.
  2. Her zamanki gibi uyu.
  3. Alarm çaldığında 30 dakika uyanık kalın. Okumak gibi sessiz bir aktivitenin tadını çıkarın.
  4. Uykuya dalın.

Tekrar uykuya daldığınızda, rüya görme olasılığınız daha yüksektir. Uyanıkken tam uyanıklık gerektiren herhangi bir aktivite seçin.

Bir araştırmaya göre PLoS OneTrusted Source, berrak rüya görme şansı, belirli aktiviteye değil, uyanıklık düzeyine bağlıdır.

3. Berrak rüyaların anımsatıcı indüksiyonu (MILD)

1980’de LaBerge, Lucid Düşlerin Anımsatıcı İndüksiyonu (MILD) adlı bir teknik yarattı. Berrak rüyalar uyandırmak için bilimsel araştırmayı kullanan ilk yöntemlerden biriydi.

MILD, daha sonra bir şeyler yapma niyetinin belirlenmesini içeren, ileriye dönük hafıza adı verilen bir davranışa dayanır.

MILD’de rüya gördüğünüzü hatırlamak için niyet edersiniz.

Bu yöntem, LaBerge ve meslektaşları tarafından PLoS One

MILD tekniğini kullanmak için:

  1. Uyurken, son rüyayı düşünün.
  2. Bir “rüya işareti” veya rüyada düzensiz veya garip olan bir şey tanımlayın. Bir örnek, uçma yeteneğidir.
  3. Rüyaya dönmeyi düşünün. Hayal işaretinin yalnızca rüya gördüğünüzde gerçekleştiğini kabul edin.
  4. Kendinize şunu söyleyin: “Bir dahaki sefere rüya gördüğümde, rüya gördüğümü hatırlamak istiyorum.” Kafanızdaki ifadeyi okuyun.

Rüyanın ortasında uyandıktan sonra MILD pratiği de yapabilirsiniz. Rüya zihninizde daha taze olacağı için bu genellikle tavsiye edilir.

Dreaming dergisinin 2017’de yaptığı bir araştırma, gerçeklik testi, WBTB ve MILD kombinasyonunun en iyi sonucu verdiğini belirledi.

Alarmı beş saat içinde uyanacak şekilde ayarlayarak WBTB’yi MILD ile birleştirebilirsiniz. Uyanıkken MILD pratiği yapın.

4. Bir rüya günlüğü tutmak

Bir rüya günlüğü veya rüya günlüğü tutmak, berrak rüyalar başlatmak için popüler bir yöntemdir. Düşlerinizi yazdığınızda, her rüya sırasında neler olduğunu hatırlamak zorunda kalırsınız. Hayal işaretlerini tanımanıza ve hayallerinizin farkındalığını artırmanıza yardımcı olduğu söylenir.

En iyi sonuçlar için, uyanır uyanmaz hayallerinizi kaydedin. Ayrıca rüya günlüğünü sık sık okumanız önerilir.

5. Uyanıklıkla başlatılan bilinçli rüya görme (WILD)

Bir Uyanma-Başlatılmış Lucid Dream (WILD), hayattan uyanıkken bir rüyaya doğrudan girdiğinizde gerçekleşir. WILD’in vücudunuz uykuya dalarken zihninizin bilinçli kalmasına yardımcı olduğu söylenir.

Hipnogojik bir halüsinasyon veya uykuya dalmak üzereyken meydana gelen bir halüsinasyon deneyimleyene kadar uzanmanız ve rahatlamanız gerekecek . WILD basittir, ancak öğrenmesi zordur. Diğer berrak rüya indüksiyon tekniklerini uygulamak, WILD şansınızı artıracaktır.

UYANMAK

Bazen berrak bir rüyadan uyanmak isteyebilirsiniz. Bilinçli hayalperestler birkaç farklı teknik kullanır.

Berrak bir rüyadan uyanmak için aşağıdaki yöntemleri deneyin:

  • Yardım isteyin. Rüyanda bağırmanın beynine uyanma zamanının geldiğini söylediği söyleniyor. Ya da yüksek sesle konuşmayı başarırsanız, kendinizi uyandırabilirsiniz.
  • Goz kirpmak. Tekrar tekrar göz kırpmak zihninizin uyanmaya hazırlanmasına yardımcı olabilir.
  • Rüyanda uykuya dal. Rüya gördüğünün farkındaysan, rüyanda uyu ki gerçek hayatta uyanabilmek için.
  • Okuyun. Rüyanda bir işaret veya kitap okumaya çalış. Bu, beyninizin REM’de kullanılmayan kısımlarını etkinleştirebilir.

Faydaları

Berrak rüya görmenin terapötik etkileri olduğuna dair bazı kanıtlar var. Bilinçli rüya görme insanlara şu konularda yardımcı olabilir:

Kabusların üstesinden gelin

Arada sırada bir kabus görmek normaldir . Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 50 ila 85’i ara sıra kabus görüyor.

Yinelenen kabuslar strese ve endişeye neden olabilir. Genellikle şunlarla ilişkilendirilirler:

  • travma sonrası stres bozukluğu (PTSD)
  • depresyon
  • kaygı
  • stres
  • uykusuzluk gibi uyku bozuklukları
  • ilaç tedavisi
  • madde bağımlılığı

Bilinçli rüya görme, hayalperestin rüyayı kontrol etmesine izin vererek yardımcı olabilir. Ek olarak, bir hayalperest rüya gördüğünü bildiğinde, kabusun gerçek olmadığını anlayabilir.

Berrak rüya, genellikle imgeleme prova terapisinde (IRT) kullanılır. IRT’de bir terapist, tekrar eden bir kabusu farklı, daha hoş bir hikayeyle yeniden hayal etmenize yardımcı olur.

Bilişsel davranışçı terapi (CBT) ile kullanıldığında, berrak rüya indüksiyonlu IRT, rüya kontrolünü artırmaya yardımcı olabilir.

Dreaming’de 2017’de yapılan küçük bir çalışma bu etkiyi inceledi. TSSB’si ve tekrarlayan kabusları olan otuz üç askeri gazi, yalnızca IRT veya CBT ile birlikte CBT aldı. IRT ile CBT alan grup, kabusa bağlı stresi azaltan daha yüksek rüya kontrolü yaşadı.

Lucid Rüya Berrak Rüya
Lucid Rüya Berrak Rüya

Kaygıyı hafifletin

Bilimsel araştırmaların çoğu TSSB ve kabusun neden olduğu kaygı üzerine odaklanmıştır. Ancak anekdot niteliğindeki kanıtlara göre, berrak rüya görme başka nedenlerden kaynaklanan kaygıyı da hafifletebilir.

İnsanlar, hayallerini kontrol etmenin, endişelerine neden olan durumlarla yüzleşmelerine izin verdiğini iddia ediyor.

Motor becerilerini geliştirin

Bilinçli rüya görme potansiyel olarak fiziksel rehabilitasyona fayda sağlayabilir. Tıbbi Hipotezler’deki bir makale , zihinsel olarak motor becerileri gerçekleştirmenin, bunları yapmak için fiziksel yeteneği artırabileceğini paylaşıyor.

Bu, fiziksel engelli kişilerin bilinçli rüyalar görürken motor becerilerini geliştirebileceklerini göstermektedir.

Makalenin yazarları, fiziksel engelleri olmayan kişilerin de motor becerilerini geliştirmek için potansiyel olarak berrak rüya görmeyi kullanabileceklerini düşünüyor.

Uyarılar

Genellikle, berrak rüya görmenin herhangi bir tehlikesi indüksiyon tekniklerinden kaynaklanır.

Olumsuz yönler şunları içerebilir:

  • Uyku problemleri. WBTB ve MILD, gecenin ortasında uyanmayı içerir. Bu kesintiler, özellikle bir uyku bozukluğunuz veya düzensiz bir uyku programınız varsa, yeterince dinlenmenizi zorlaştırabilir .
  • Derealizasyon. Uyku bozuklukları derealizasyona veya insanların, nesnelerin ve çevrenizin gerçek olmadığı hissine yol açabilir.
  • Depresyon. İndüksiyon tekniklerinin uyku kesintileri depresif semptomları artırabilir.
  • Uyku felci. Berrak rüya görme, kısa ama korkutucu olabilen uyku felci ile ortaya çıkabilir . Ayrıca uyku sorunları uyku felci riskini artırabilir.

Ne zaman doktora görünmeli

Aşağıdakileri yaşarsanız doktorunuzu ziyaret edin:

  • sık görülen kabuslar
  • düzenli olarak uykuyu bozan kabuslar
  • uyku korkusu
  • travmatik geri dönüşler
  • duygusal değişiklikler
  • hafıza problemleri
  • uyku problemi

Bu belirtiler TSSB’yi, bir akıl sağlığı sorununu veya bir uyku bozukluğunu gösterebilir. Doktorunuz berrak rüya ile tedavinin sizin için doğru olup olmadığını belirleyebilir.

Alt çizgi

Berrak rüya, rüya gördüğünün farkına vardığında gerçekleşir. Çoğu zaman, rüyanın hikayesini ve ortamını kontrol edebilirsiniz. REM uykusu sırasında ortaya çıkar.

Tedavide kullanıldığında, berrak rüya, tekrarlayan kabuslar ve TSSB gibi durumların tedavisine yardımcı olabilir. Araştırmacılar, fiziksel rehabilitasyona da yardımcı olabileceğini düşünüyor.

Berrak rüya görmek istiyorsanız, yukarıda listelenen teknikleri deneyin. Bu yöntemler zihninizi uyku sırasında bilincinizin bilincinde olacak şekilde eğitebilir. Uyku bozukluğunuz, TSSB veya başka bir akıl sağlığı sorununuz olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuza görünmek en iyisidir.

About Post Author

BakBuTREND

BakBuTREND en güncel bilgi platformu
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %